Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Muhammed Bozdağ

Muhammed Bozdağ, Yazılar, Röportajlar, Duyurular, Açıklamalar, Haftanın Konusu...

Kurban bayramınızı kutluyoruz!

26-Ekim-2012
Kurban bayramı mümin gönüllere sorumsuzca tükettiğimiz canların azizliğini hatırlatıyor. Can üzerine Allahın adını okumanın önemini idrak ettiriyor. Ölümümüzü hatırlatarak bizi Rabbimize yaklaştırıyor.

        Sonsuzluk yolcuları olarak Kurban bayramında, hayatın azizliğini daha derinden hissediyor, ebedi hayatımızı hatırlıyor, aileler ve akrabalar olarak sevgiyle kaynaşıyoruz. Bu bayramı anlamına ve amacına yaşayabilmek için,  

  • -imkanı olanların kurban kesmesi ve çevresine dağıtmasına,
  • -eş dost akraba ziyaretlerinin yapılmasına,
  • -dua ve ibadette özel bir ruhani atmosferine girilmesine,
  • -mümkünse mezarları ziyaret ederek, fatiha bekleyen büyüklerimize dualar okunmasına,
  • -bayram boyunca, temiz kokularla, güzel elbiselerle, güler yüzle, özellikle çocuklara bu sevincin yaşatmaya gayret ediyoruz.

Kurban bayramınız kutlu olsun.

---------------------------------------------------------------------

İslam`da kurban geleneği: Hayvan sevgisinin en etkili besleyicisi kurban ibadetidir. Kurban insana, köftede kebapta tükettiği canların azizliği hissettiriyor. Kur’an şöyle buyurur: “Biz her ümmet için bir kurbanlık hayvan kesme zamanı, yeri ve tarzı belirledik ki, kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlıkların üstüne Allah`ın ismini ansınlar.” (Kur’an, Hac: 34)

Hz. İbrahim (as) rüyalarında oğlu Hz. İsmail`i (as) kurban ettiğini görünce, gördüğünün ilahi bir emir olduğunu ve öğlunu kurban etmesinin istendiğini düşündü. Rüyayı Hz. İsmail`e anlattı; Hz. İsmail de takdire teslim oldu ve birlikte kurban yerine gittiler.   O sırada gökten tekbirlerle inen Hz. Cebrail (as) Hz. İbrahim`e Allah`tan bir koç getirip verdi. Hz. Cebrail Hz. İbrahim`e (as) Allah`a tam teslimiyetini göstererek imtihanını kazandığını; ancak Allah`ın öz evladını değil, getirdiği koçu kurban etmesini dilediğini ifade etti.

Müminler olarak bizler de Hz. Peygaberimizin (asm) yeniden canlandırdığı bu büyük ibrahimî sünnete uyuyor; koyun, inek, deve gibi hayvanların üzerine Allah adını anarak ve ibadet bilinci içerisinde kurban kesiyoruz.  

--------------------------------------------------------------

Tanıklık ettiğim ilk kurban: Çocuk yaşta avcılığı öğrendim. Babamın tüfeğiyle uçan bıldırcınları avlar, geceleri ışık tuzağıyla yakaladıklarımın da boyunlarını ellerimle koparırdım, acıma bilmezdim.

Babam kurbanlık bir koç aldı. Hayatımda hiçbir hayvanı bu koç kadar sevmedim. Bir çocuk olarak koçla ilgilenmek bana kaldığından günlerim koçumuzla ilgilenerek geçerdi. Koçu tarlalarımızda gezdirir biçtiğim otları sunar, su ikram ederdim.   Kurban günü gelip çattı. Sabah erkenden kalktık. Bayramlık elbiselerimizi giyindirdiler, güzel kokular süründük. Köyün erkekleri sabah erkenden camide toplandı. Aile büyükleri ve akrabalar çocuklar olarak elimize harçlık tutuşturuyor ve bayram sevinciyle sekerek koşuşturuyorduk.

Camide hoca kurbanın anlamını anlattı. “Hayvanlar Allah’ın aziz canlılarıdır. Onları şükürsüz, saygısız ve besmelesiz kesip yemek bize helal olmaz. Allah bize canımızı bağışladı ve kestiğimiz kurbanla bize canın azizliğini gösteriyor. Hayvanlara sevgiyle ve şefkatle davranmayı öğretiyor. Bayramlarda bizi birbirimizle kaynaştırıyor” dedi. Hocanın her cümlesinde koçumuzun kesileceğinin üzüntüsünü duydum.

Camiden çıkınca herkes bayramlaştı. Büyüklerin öncülüğünde mezarlığımıza yöneldik. Dedelerimizin, ninelerimizin kabirlerini ziyaret edip, Kur’an okuduk, dualar ettik. Eve döndüğümüzde akrabalar bir aradaydı ve herkes bir işin hazırlığıyla meşguldü.

Büyüklerimize uyarak biz de abdest aldık. Koçumuzu getirdik. Kesileceği dakikaya kadar onu sevdik. Son ana kadar elimizden taze ot yedi; su içti. Babamın hayatında hiçbir bıçağı bu kadar uzun süre keskinleştirdiğini görmemiştim. Sanki bir vuruşta kılı bölmek istiyordu.

Tekbirlerle kurbanımızı harmana götürürken ölecek diye ağlıyordum. Babam, “Çocuklar bu kurban bizim cennet yolumuzda bineğimiz olacak.” dedi.  Hayvanı yatırdılar. Başını okşuyordum ve gözlerime bakıyordu. Dualar okudum. “Allah’ım bu kurbana acı çektirme” dedim. Ölüp gittiğimizde bizi orada karşılayacağına inanmıştım.

Babam bıçağı iki kez vurdu ve bıraktı. Bedeni titriyordu. Onun kanları ve benim gözyaşlarım akıyor; hep bir ağızdan tekbirler getiriyorduk. Birçok hayvanı acımadan kesmiştim; ama bu koç benim yerime ölüyor gibiydi.

Hayvanın kanını dahi açıkta bırakmadık. Günah olmasın diye, atılacak her şeyi toprağa gömdük. Etlerinin çoğunu komşulara, kesemeyenlere dağıttık.

O gün hayvanın canının da merhameti hak ettiğini hissettim.  Aylar geçti. Babamın tüfeğini alıp avlanmaya çıktım. Bıldırcın uçtu, nişan aldım, ateş edemedim. Çakal çıktı tüfeği doğrultamadım. Bu benim son ava çıkışım oldu. Bu kurbandan önce, böcek öldürmekle eğlenirdim. Şimdi bir karıncaya bassam içim sızlıyor. Bugün kurbanımı ibadet bilinci içerisinde cesaretle kesebilirim; ama bir akrebi bile öldürmekten çekinirim.

Kan görmek için kurban kesilmez. İbadet bilinci içerisinde yapamayan, kurbanını hayır kurumlarına verebilir. Kurbanın asıl önemli tarafı, yaşanan kaynaşma havası, getirilen tekbirler, içerisine girilen ibadet atmosferi ve hayvanlara hissedilen şefkat duygusudur. Kurban bayramımız mübarek ve kurbanlarımız makbul olsun.

Yetenek.com

Köşe Yazarları