Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Muhammed Bozdağ

Muhammed Bozdağ, Yazılar, Röportajlar, Duyurular, Açıklamalar, Haftanın Konusu...

Muhammed Bozdağ: Mutsuzluğu aşmak için manevi zevk

4-Ağustos-2011
Bozdağ’a göre mutsuzluk hastalığının günden güne yayılmasının nedeni dünyevi ihtirasların manevi güzelliklerin üstünü örtmesi:

Muhammed Bozdağ: Mutsuzluğu aşmak için manevi zevkleri yeniden keşfetmeliyiz!

Yazdır E-posta
Perşembe, 20 Ocak 2011
 

 

 

Image 1.Viyana Kitap Fuarı vesilesiyle okurlarıyla buluşan Yazar Muhammed Bozdağ, gazetemizin sorularını içtenlikle cevaplandırdı. Bozdağ’a göre mutsuzluk hastalığının günden güne yayılmasının nedeni dünyevi ihtirasların manevi güzelliklerin üstünü örtmesi: ‘’Ben insanın sonsuzluk için yaratıldığını fark ettiğim andan itibaren sonsuzluğa kendimi hazırlamaya başladım. İmtihan için geldiğimiz dünyada hayatın güzel ve olumlu taraflarına odaklandığımız zaman, heyecanımızın, enerjimizin, coşkumuzun ve çalışkanlığımızın arttığını fark ettim. “

“İnsanlık son 50-60 yılda çok büyük bir vefasızlığa girdiği için bütün batı kültüründe yetişmiş insanlar büyük bir mutsuzluk sarmalına bulaşmıştır ve bu bunalım giderek artacaktır, bu bunalımdan kurtulmanın tek çaresi manevi zevklerin yeniden keşfedilmesidir.’’







Yeni Hareket: Muhammed Bozdağ’ı nasıl anlatırsınız?

 



Muhammed Bozdağ: 1967 yılında Trabzon doğumluyum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çalışıyorum, yasama uzmanlığı kariyerinden geliyorum. 3 çocuk babasıyım. Kişisel gelişim uzmanıyım. Yazar, araştırmacı, televizyoncuyum. Üç vakfın kuruluşunda görev aldım. Akademik olarak doktora yaptım. Kitaplarımın satış rakamı bir milyona ulaştı.

 





Yeni Hareket:Birçok insan sizin kitaplarınızla tanışınca hayatlarında birçok şey değişiyor. Pozitif düşünce ile tanıştıktan sonra sizin hayatınızda ne gibi değişiklikler oldu? Ve bu konuda kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

 



Muhammed Bozdağ: Ben insanın sonsuzluk için yaratıldığını fark ettiğim andan itibaren sonsuzluğa kendimi hazırlamaya başladım. İmtihan için geldiğimiz dünyada hayatın güzel ve olumlu taraflarına odaklandığımız zaman, heyecanımızın, enerjimizin, coşkumuzun ve çalışkanlığımızın arttığını fark ettim. Çocukluğumda yaşadığım zorluklar benim için bir kamçı oldu ve eseflenmeyi bir tarafa bırakıp azimle çalışınca zekâmın geliştiğini önümdeki engellerin adım adım kalkabildiğini, çeşitli işler yapabildiğimi, eserler üretebildiğimi, mutlu olabildiğimi, sevebildiğimi ve sevilebildiğimi gördüm. Geçmişim ayakkabısı dahi olmayan fakir bir köylü çocuğu iken bugün dünya çapında birçok değerli insanla muhatap oluyorum, kitaplarım Türkçenin dışındaki dillere de çevriliyor ve ben Allah’a güvenimi korur, bu dünyada imtihanda olduğumu unutmaz çalışırsam gelişimin devam edeceğine de inanıyorum. Kim aynı bakış açısına sahip olursa bulunduğu sınırlardan kurtulur, Allah’ın izniyle hayatı gelişir, başarıdan başarıya koşar.

 





Yeni Hareket: İnsanlar genellikle olumsuz düşündükleri için her şeye pozitif bakabilmeyi hayalcilik olarak görüyorlar. Siz de bu tip tepkilerle karşılaşıyor musunuz?

 



Muhammed Bozdağ: Herkes hayaline göre bir hayat yaşar. Bütün üzüntülerimiz, bütün sevinçlerimiz hayalimize göre anlam kazanır. Dışımızda gelişen olaylar iyi veya kötü değildir. Biz hayalimizde bu olaylara iyi anlam verirsek iyi algılarız, kötü anlam verirsek kötü algılarız. Aslında çevreyi olumlu görenleri suçlayanlar da hayalci, onlar da çevreyi kendi hayalleriyle olumsuz görüyorlar. Ama biz sadece çevredeki olumsuzluklara zihnimizi odaklarsak güzellikleri kaçırırız. Bir bahar bahçesine gittiğimiz zaman orada kelebekler, çiçekler olduğu gibi böcek ölüleri de var, çürümüş yapraklar da var. Ama siz çevrenizdeki güzelliklere odaklanabilirseniz, ayrıca kötü gördüklerinizin olumlu yönlerini de keşfedebilirseniz o zaman o olumlu hayal sizi heyecana, coşkuya, başarıya götürür.

 



Eğer bu hayatı öyle ya da böyle yaşayacaksanız bunun olumlu veya olumsuz olması sizin tercihinizdir. Eğer geçmiş deneyimleriniz sizi olumsuz düşünmeye alıştırdıysa zinciri bir yerde kırın, beyninizin alışkanlıklarını yeniden yapılandırın ve hayatın güzel taraflarını düşünmeye başlayın. Zindanda bile olsanız eğer Allah’a tutunduysanız siz cennete hazırlanıyorsunuz. Hayalinizi olumlu imgelerle doldurun, şükredin, çünkü en büyük mutluluk vesilesi şükürdür. O zaman siz mutlu ve başarılı olacaksınız. Çevrenizdeki insanlar size hayalci diyebilirler. Bu önemli değil, çünkü hayatı çevrenizdeki insanlar için yaşamıyorsunuz, kendiniz için yaşıyorsunuz. Hayalcilik bile olsa sonucu mutlu olmak olduğu için doğru düşünmeye, olumlu düşünmeye, hayatın güzelliklerine odaklanmak doğru bir tercihtir. 

 



Image


Yeni Hareket:Günümüz gençliğinde, özellikle içinde yaşadığımız Avrupa toplumunda, hayat genellikle bir stres durumundan yola çıkılarak yaşanıyor. Maddi imkansızlık konusunda bu insanların çok fazla sıkıntıları yok. Ama yine de yoğun bir stres hali var. Bu soruna sizin tezleriniz bağlamında nasıl çözümler sunabilirsiniz?

 



Muhammed Bozdağ: Şimdi çok önemli bir şey söyleyeceğim. Bu sorun pozitif düşünce başlığı altında yüzeysel bir şekilde çözülemez. Bu kavramın altını doldurmanız gerekir. Bu bağlamda soracağınız en önemli soru şu: ‘Hayatın anlamı nedir?’ Hayatın anlamını bulamazsanız her şeyi kaybedersiniz. Avrupa toplumu hayatın anlamını kaybetti.

 



Maddeciler, evrimciler insanlığın rastgele doğduğunu ve ölümle birlikte çürüyüp yok olacağını düşünüyor. Hayata bu şekilde bakan insanların dünyası gençlik döneminde alabildiğince zevk, ama arkasından adım adım bencillik, yalnızlık, ırkçılık, terk edilmişlik, mutsuzluktur. Batı dünyası maddeciliğini artırdıkça bunları yaşayacak, gençlik dönemindeki sınır tanımayan bu zevkler de belli bir yaştan sonra bir işe yaramayacak, bunalımlı bir yaşlılık, korkutucu bir ölüm ve ölümden sonra ebedi bir kahır bu bakış açısına inanan insanların sonu olacaktır.

 



Ama biz sonsuzluğa inanan insanlar olduğumuz için, şefkati ve kudreti sonsuz bir yaratıcının biz, – burası çok önemli – elest meclisinden ana rahmine ve dünyaya, oradan kabir ve berzah hayatına, kıyamete, hesap gününe ve sırattan cennete taşıyacağına inanan insanlar olduğumuz için bu kısacık hayatla yetinmiyoruz. Biz sonsuzluğa talip olduğumuzdan bu dünyada zorluklara sabrediyoruz, nefsimizi meşru zevkler dairesinde tutuyoruz, hayatımızdaki bütün güzel değerler nedeniyle şükrediyoruz, bütün iyiliklere iyilikle karşılık vererek vefamızı gösteriyoruz ve bu şekilde mutlu oluyoruz. İnsanlık son 50-60 yılda çok büyük bir vefasızlığa girdiği için bütün batı kültüründe yetişmiş insanlar büyük bir mutsuzluk sarmalına bulaşmıştır ve bu bunalım giderek artacaktır, bu bunalımdan kurtulmanın tek çaresi manevi zevklerin yeniden keşfedilmesidir.

 



Siz kendinizi çevrenin şatafatına kanıp kaptırırsanız, binaların alışveriş merkezlerinin albenisine kaptırıp hayatın gerçeklerini bunlar zannederseniz sizin sonunuz mutsuzluk ve bunalım olacak, kimse de sizi oradan kurtaramayacaktır. Ama siz azınlıkta kalmayı bile göze alarak, yapayalnız kalmayı bile göze alarak manevi hayata tutunursanız içiniz güneş gibi sıcak olacak, gençliğiniz de, yaşlılığınız da mutlu geçecek ve ebedi hayatınızı da kurtaracaksınız.

 





Yeni Hareket:Son kitabınız ‘Sonsuzluğa Yolculuk’ diğer kitaplardan biraz daha farklı. Bunu yazmanızın sebebi nedir?

 



Muhammed Bozdağ: İnsanlığın başlangıçta televizyon ve arkasından internet aracılığı ile bizim Müslümanların da dahil oldukları bir akım içerisinde aşırı dünyevileştiğini gördüm. Bu aşırı dünyevileşme bütün bunalımların temelidir. Bizim manevi değerlerimizden, ahlakımızdan, imanımızdan, edebimizden, sevgimizden, saygımızdan, olumluğumuzdan, aile sadakatimizden sapmamıza, şeytanın eline düşmemize sebep olan en büyük tehlikedir. Sonsuzluk Yolculuğu kitabı ile bizim dinimizin bize anlattığı görüşü tek bir kitapta bütün aşamalarıyla ve bu zamanın gençliğinin anlayacağı bir üslupla anlatmak ve bu inancı pekiştirmek istedim. İnsanlığın evrimle değil yaradılışa bu dünyaya geldiğinin anlatıldığı birinci bölümden sonra, bu dünyada ne yapmamız gerektiği ve ölümden sonraki alem anlatılıyor. Bu evreleri hem duygusal olarak yaşayabileceğimiz, hem de kavrayabileceğimiz bir üslupla anlatmaya çalıştım.

 





Yeni Hareket:Röportaj için teşekkür ediyoruz.

Röportaj:
Şengül Gökmen ve Seyfullah Ilyas

 

http://www.yenihareket.com/index.php?option=com_content&task=view&id=5417&Itemid=98

Yetenek.com

Köşe Yazarları