Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Liderlik: İletişim, Öğrenme

Liderlik, iletişim, öğrenme yeteneklerine ilişkin haber ve yazılar...

Başarıya sürükleyen öneriler...

17-Aralık-2008
İş dünyasında başarıya ulaşmış kişilerden başarı yolunda çok önemli ip uçları...

İş dünyasının süper starlarından hayatlarına yön veren tavsiyeler

Bülent Eczacıbaşı/ Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı

“Para amaç değil, araçtır.”

Bana ilkeleri ve yaşam felsefesi ile rehberlik etmiş olan insanların başında babam Nejat Eczacıbaşı gelir. Ancak ben kendisinden nasihat dinlediğimi pek hatırlamam. Nejat Bey, bizlere nasihat ve tavsiyelerde bulunmak yerine kendi yaşamı ve davranışları ile örnek olmak yolunu seçmişti. Nejat Bey’in iş yaşamına ve girişimciliğe bakış açısının temelinde ise parayı bir amaç olarak değil, araç olarak görmek vardı – yeni girişimlerde bulunmak, yeni tesisler yaratmak, toplumuna ve ülkesine yeni eserler kazandırmak için bir araç...
Dünyada büyük eserler yaratmış olan işadamlarının yaşamlarını inceledikçe, bu bakış açısının aslında Nejat Bey’in başarısının da temelini oluşturduğunu anladım. Gördüm ki büyük girişimcileri başarıya götüren itici güç, hiç bir zaman para kazanma hırsı değildir. Onlar daha büyük bir amacı gerçekleştirmek için yola çıkmışlardır ve para onlar için bir amaç değil, araç olmuştur. Büyük eserler gerçekleştirenler çok para kazanabilirler; ama çok para kazanmak için yola çıkanlar büyük eserler gerçekleştiremezler – olsa olsa çok para kazanırlar. 

Warren Buffet / Berkshire Hathaway’in CEO’su

“Başkaları sizinle hemfikir olduğu için değil nedenleriniz doğru olduğu için haklısınız.”


Benim hayatta iki akıl hocam var: Biri babam Howard Buffet, diğeri Ben Graham. Bu iki kişiye büyük saygı duyarım ve onların bana verdiği yüzlerce öğüdü hiç aklımdan çıkarmam. Bu iki kişinin bana söylediklerini düşündüğümde ilk aklıma gelen vaka pek de olumlu değildir. 1951’de bu olay yaşandığında 21 yaşındaydım ve Columbia’da işletme okuyordum. Ben Graham’ın derslerini ilgiyle takip ediyordum. Graham’in şirketi Newman Corp.’ta çalışmak istiyordum. Bir gün ona büyük bir hevesle gittim ve hiçbir karşılık olmaksızın onun şirketinde çalışmak istediğimi belirttim. Fakat bana hayır dedi. Çünkü iş hayatına atılmak için henüz yeterince pişmemiş olduğumu düşünüyordu.
Bir gün bana söylediği bu söz beni çok etkilemiştir.

Richard Branson / Virgin Atlantic Airlines ve Virgin Grubu’nun kurucusu

“Kendini öne sür. Yoksa hayatta kalamazsın”


Benim üzerimde en büyük etkiye sahip insan eski bir pilot olan Freddie Laker’dır. Henüz 17 yaşındayken küçük bir plak şirketini işletiyordum. Ama onunla karşılaşmam birkaç yıl sonra oldu. O sıralar kendi havayolu şirketimi kurmak istiyordum. Bana şu tavsiyeyi verdi: “British Airways’in sahip olduğu reklam gücüne asla erişemezsin. Kendini öne atıp reklamlarda kendin oynamalısın. Kendini bir soytarıya dönüştür. Aksi halde başarılı olamazsın.” Dediğini yaptım ve gerçekten de reklamlarımız çok başarılı oldu. Yıllar sonra filomuzdaki uçaklardan birine onun adını verdim: Sir Freddie.”

Meg Whitman / Ebay’in eski CEO’su


“Nazik ol, elinden gelenin en iyisini yap ve perspektifini asla yitirme”


“İnsanlara karşı nazik davran.” Bu söz çok basmakalıp gibi gelebilir ancak babamın bu sözünü hiç unutmam. “Herkese her koşulda nazik olmalısın, çünkü o kişiyle hayatının sonraki safhalarında nerede karşılaşacağını asla bilemezsin” derdi. P&D bağlı olduğum müdürüm de bir gün bana, “Ne kadar sıkıcı olduğunu düşünürsen düşün üzerine aldığın işi en iyi şekilde yap” derdi. Sarf ettiği bir sözden çok etkilendiğim bir diğer insan da bir beyin cerrahı olan kocamdır. “Ebay’in yönetimine getirildiğimi ona haber verdiğim sırada ameliyathanedeydi. Beni dinledi ve “Bu çok güzel Meg ama unutma ki, bir beyin ameliyatı değil” dedi.

Jack Welch / General Electric eski CEO’su

“Kendin ol”


1979 ya da 1980 yılıydı. İlk defa GE’nin yönetim kulübüne dahil olmuştum. Seattle’da bir gün üst düzey yöneticiler için bir eğlence düzenlenmişti. Ve GE’yi temsilen ben de katılmıştım. Ağır kolalı ve çok ciddi takım elbisemle ve takındığım çok ciddi bir yüz ifadesiyle hakikaten biraz dikkat çekiyordum. O dönemde Coca-Cola’nın CEO’su olan Paul Austin yanıma geldi. Normalde çok mesafeli bir insandır. Fakat eğildi ve bana dedi ki, “Jack, kim olduğunu ve buraya nasıl geldiğini asla unutma.” Biraz utanarak teşekkür ettim. Fakat ne demek istediğini çok iyi anlamıştım. O gün dışında hayatım boyunca hep
kendim oldum.

Sallie Krawcheck / Citigroup eski CEO’su

“Kötümserleri dinleme”

İlkokuldayken gözlük takan, diş telleri olan ve herkesin alay ettiği şu zavallı çocuklar olur ya, onlardan biriydim. Derslerimde çok başarılı olduğum halde bir süre sonra depresyona girip notlarım A’dan C’ye düşmeye başladı. Bir gün yine moralimin çok bozuk olduğu bir gün merdivenlere oturmuş ağlıyordum ve annem geldi. Tıpkı bir yetişkine anlatıyormuş gibi bir tonla, beni sinir eden kişileri takmamam gerektiğini telkin etti. Bu kişilerin beni üzmeye çalıştığını çünkü kıskandıklarını söyledi. Bugün geriye baktığımda belki de o çocuklar beni kıskandıkları için bunu yapmıyorlardı ama annemin bu sözleri benim üzerimde etkili oldu. Hayatım boyunca başkalarını duygusal olarak incitmeye çalışan insanları takmamaya çalıştım.

Ted Turner / CNN’in kurucusu

“Genç başla”

Hayatımın en iyi nasihatini bana babam verdi. Henüz 12 yaşındayken bana sahibi olduğu billboard şirketin çalışmamı söyledi. Tıpkı bir yetişkin haftada 42 saat çalışmaya başladım. O yaz şirkette ayak işleri de dahil her türlü işe koştum. 12. yazın sonunda satışı ve kiralamayı artık öğrenmiştim. Billboard’ları boyamaktan, fatura kesmeye kadar her şeyi yapmıştım. Babam bana iş dünyasının çalışma mantığını, başarılı olmanın iyi çalışan ilişkilerinden geçtiğini, nasıl kar edilebileceğini ve karın tekrar yatırıma dönüştürülmesi gerektiğini anlattı. 21 yaşıma geldiğimde şirkette tam zamanlı çalışmaya başladım. İnsanlar nasıl bu kadar başarılı olduğuma şaşırıyorlar fakat benim için en iyi okul babamın şirketi oldu.

(Fortune’dan derlenmiştir) 


İshak Alaton / Alarko Şirketler Grubu Başkanı

“Kavgadan kaçın”


Saint Michelle Lisesi’nde üç sene ders aldığım iyi bir felsefe hocam vardı. Frere İmbert isimli bu hocam bana felsefeyi sevdirdi. Ve onun etkisiyle felsefe kitapları okudum. O kitaplardan hayatım boyunca düstur edindiğim şey, “Hiçbir zaman kavga etmeyeceksin. Ne şart altında olursa olsun kavgadan kaçınacaksın. Su dolu iki testi hiçbir zaman çarpışmamalıdır. Çünkü bu çarpışmada biri kırılır, diğeri de çatlar. Ve her ikisi de su kaybeder. Hangisinin çatlayacağı önceden belli olmaz. Dolayısıyla kendinizden emin olsanız dahi kavgaya girmeyin. Hele de Türkiye’nin adalet sisteminin yavaş ve çoğu zaman da yanlış işlediği düşünülürse, bu ortamda davalarda taraf olmak muhakkak sizin zararınıza oluyor. Ben iş hayatım boyunca her zaman kavgadan kaçındım. İhtilafları sulh ortamı içinde çözmeye gayret ettim.

İzzet Karaca / Unilever CEO’su

“Sevdiğin işi yap”


İş hayatımda bana rehberlik edecek kadar önemsediğim iki önemli konu var:
Birincisi 'Sevdiğim işi yapmak'. Bu motivasyonu, başarıyı, sağlığı,
kişisel ve onun ayrılmaz bir parçası olan aile mutluluğunu beraberinde
getiriyor. Ben üst kademede sevmediğim bir işi yapmaktansa bir alt
kademede sevdiğim işi yapmayı tercih ederim.
İkincisi de, kısaca “yüzde 51’le karar, yüzde 100’le uygulama” olarak özetlenebilir.

Biraz açarsam, bir kararın alınması günlerce hatta aylarca sürebilir,
bazen yüzde 51’le de karar alınır. Tekrar sorgulanmamalı, sahiplenilmeli ve en
hızlı ve doğru şekilde yüzde 100 uygulanmalıdır. Bu özellikle 150 ülkede
faaliyet gösteren Unilever gibi bir şirketin başarısı için çok önemlidir.
Yapılan fedâkarlıkla kısa vadede kaybedebiliriz, ancak bu fedakarlık,
adeta yapılan kişisel bir kariyer yatırımı olup, orta ve uzun
vadede mutlaka ilave faydalarıyla birlikte geri öder. Bu tavsiye tüm
Unilever ülke yönetim kurulu başkanlarına Unilever'in eski global Yönetim Kurulu Başkanı sayın NWA FitzGerald tarafından verilmişti.

Ahmet Esen / Pfizer Çin Genel Müdürü

“Lisan, ehliyet ve daktilo”


1976 yılında, Boğaziçi Üniversitesi İş İdaresi bölümünde master yaparken, bir gün gazetede mümtaz insan ve işadamı rahmetli Vehbi Koç’un bir tavsiyesini okumuştum. Şöyle diyordu gençlere, “Lisan bilin, ehliyetiniz olsun, 10 parmak hızlı daktilo yazmayı öğrenin”.
Okuduğum okul dolayısıyla zaten İngilizce biliyordum. Ehliyetim de vardı. Ama hemen 10 parmak daktilo yazmayı öğrendim.
Bu tavsiyelere uymak bana iş hayatımda çok büyük faydalar sağladı gerçekten.
Yabancı dil, özellikle de İngilizce bilmeden, globalleşen dünyada bir yer edinmek mümkün değil. Yabancı diliniz sayesinde sadece kendi ülkenizde değil, dünyanın başka herhangi bir köşesinde de çalışabilme olanağına sahip oluyorsunuz. Mesleğinizle ilgili yenilikleri takip ediyorsunuz, meslektaşlarınızla tartışabiliyorsunuz.

Ehliyetiniz olmadan işinizde hareket kabiliyetine sahip olamazsınız. Bu da size en başta zaman kaybettirir. En üst kademede bir yönetici olmadan şoförünüz zaten olmayacaktır. Kaldı ki üst kademe yöneticilerine özel şoför tahsisi ağırlıklı olarak gelişmekte olan ülkelerde varolan bir şeydir – gelişmiş bir ülke olacak Türkiye'de ise böyle bir uygulama da zaman içerisinde kaybolacaktır.
İş hayatımız eskiden daktilo, şimdi de bilgisayar başında geçiyor. Eskiden üst kademe yöneticilere sekreter tahsis edilirdi veya iş hayatı daha yavaş işlediğinden üst kademe yöneticisi sekreterine yazı dikte ettirmeye zaman bulabilirdi. Ama bugün, bu uygulama çoktan bitti.  İş hayatı o kadar hızlı ki, üst kademe yöneticisinin hızı, parmaklarının hızına bağlı. 10 parmakla yazı yazmak inanılmaz bir rekabet avantajı sağlıyor her kademedeki çalışana.

Umut Oran / Domino Tekstil Kurucusu

“Bir maratonda beraberce mücadele etmek”


Benim ailemde herkes doktordur. Annem babam doktor olduğundan dolayı hep bizim evde hep ciddi konular konuşulurdu, hastalık, ölüm gibi... Ben de uzun süre futbol oynadım. Futbol da sert bir uğraştır. Yıllar sonra ticarete girdiğimde açıkçası alışmakta biraz zorlandım. Tekstil işi, renk, düğme, aksesuar gibi konulardan konuşmak, al-sat yapmak beni pek tatmin etmiyordu. Bir gün babamla konuşurken, babam bana “Ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, iş ve sen bu işte istihdam sağlıyorsun. Ülkenin en çok ihtiyacı olan şey, döviz ve sen döviz sağlıyorsun” dedi. Gerçekten de yaptığım işe o günden sonra farklı bakmaya başladım. Yaptığım işi futboldaki bir takım oyunu olarak düşündüm. Mal üretmek, bunu yüklemek, bunun para olarak geri dönmesi ve birlikte çalıştığınız insanlara bunun yansıması. İşin al-sat tarafını hala sevmiş değilim ancak, beraberce bir malı üretmek, yüklemek, onu ihraç etmek bu nedenle bana hep kendimi iyi hissettirmiştir. Anadolu’ya gidip yatırım yapmamın altında da bu sebep yatar. Babamın bu sözünü hep hatırlarım.

Adnan Nas / PwC Yönetici Ortağı

“İnsanları kazan”


İlk aklıma gelen ve bana rehberlik eden, bir nasihat, uzun yıllar çalıştığım STFA grubunun patronu rahmetli Sezai Türkeş’ten duyduğum bir sözdü:”İnsanları kaybetmek kolaydır; zor olan onları kazanmayı bilmektir.”
Sanırım 1989-90 yıllarında duymuştum bu sözü sayın Türkeş’ten. O sırada STFA Holding’de üst düzey yöneticiydim ve bu söz, sezgiyle evvelce hissettiğim bir doğruyu zihnimde pekiştirmişti. Daha sonra iş hayatında takımları ve firmaları yönetirken bu noktayı hep test etmeye çalıştım. İnsanların zayıflıklarına değil, pozitif taraflarına odaklanmanın hem kuruma, hem de kişilerin gelişimine büyük katkı yaptığını gözledim. Doğru yerde doğru adamı kullanmak ve motive etmek, çok olumlu sonuç veriyor. Aksi taktirde çok yetenekli insanların bile kapasitelerini kullanmamaları, negatif enerji yaymaları ve kurumun performansını olumsuz etkilemeleri mümkün olabiliyor. Ya da insanlar deneyim kazandıkları ve çok yararlı olabilecekleri  şirketlerden veya kurumlardan ayrılmak durunda kalabiliyor. Oysa biraz özenli davranmakla herkesin kazandığı bir durum oluşturabiliriz.

Levent Hatay / Vestel Pazarlama Genel Müdürü

“Görevini etkileyen tüm sistemi öğren”


20 yıllık kariyerimde hem farklı fonksiyonlar içeren pozisyonlarda hem de 2 farklı kültürde (ABD ve Türkiye) çalışma fırsatı buldum. Danışmanlık alanındaki ilk iş deneyimimde dört farklı şirketin tüm operasyonlarını inceleyip verimliliği artırmak amacıyla projeler ve sistemler kurmaya yönelik çalıştım. Bu deneyim, ileride almış olduğum tüm görevlerde özellikle verimlilik konusuna önem vermeme neden oldu. Daha somut bir şekilde ifade edersek Vestel Pazarlama'da Türkiye genelindeki nakliye maliyetlerini düşürmek ve daha verimli hale getirmek amacıyla 2000 yılında uygulamaya başlamış olduğumuz Manugistics nakliye yönetim projesini buna örnek olarak verebiliriz. Türkiye'ye döndükten sonra Aygaz'da yönetim bilişim sistemleri (MIS) bölümünde, Altınyıldız'da ise planlama, satın alma, stok yönetimi ve son olarak uzun zamandır ilgi duyduğum ve gerek okul yıllarında, gerekse sonrasında kendimi geliştirdiğim pazarlama departmanında çalıştım. Bu farklı sektörlerde ve departmanlarda edindiğim deneyimlerin özellikle Vestel'deki çalışmalarıma büyük katkısı oldu, Vestel'de bu bilgi birikimimi sentezleyerek kullandım.

İki yönlü olarak, gerek farklı departmanlarda çalışmanın bana getirdiği, gerekse benim farklı alanlarda çalışmamı sağlayan en önemli özelliğimin; hangi alanda hangi işte görev alsam da her zaman benim sadece kendi görevimi değil, işimi etkileyecek bir üst sistemi anlamaya, öğrenmeye çalışmak olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanısıra detaylara hakim olarak çalışma becerisi de yine çeşitli departmanlarda çalışmanın bana katmış olduğu önemli bir özellik. Yeni bir işe başladığımda, önceki deneyimlerimi yeni görevime doğrudan aktarmaktansa, yeni geldiğim sistemi anlayıp, kavradıktan sonra önceki tecrübelerimi bu sistemin ihtiyaçlarına göre değiştirerek uygulama ilkesinin doğru olduğu inancındayım. Kendi çalışma hayatımda bu ilkenin en büyük dezavantajı, yeni şirket değiştirdiğimde ilk 1-2 yıl işe odaklanmak ve maalesef ailemi ihmal etmek durumunda kalmak olmuştur.

Farklı kültürler, farklı sektörler ve farklı bölümlerde çalışmak bana daha geniş bir vizyon sağladı ve bir kez daha tekrarlamak isterim ki sadece kendi görevimi değil, kendi görevimi etkileyen tüm sistem ve değerleri anlama yetisi kazandırdı. Bundan ötürü çalışma hayatım boyunca farklı sektörlerde ve farklı departmanlarda çalışma konusunda hiç tereddüt etmedim.  

Yetenek.com

Köşe Yazarları