Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Sağlık: Beyin, Hafıza

Sağlıklı hayat, beyni ve hafızayı güçlendiren yollara ilişkin haber ve yazılar...

Yorgunluğun Nedenleri Üzerine

5-Haziran-2008
Yorgunluğu kişinin zihinsel ve fiziksel fonksiyonları için gerekli enerji potansiyelini sağlayamama durumu olarak tanımlamak mümkündür. Y

Yorgunluğun Nedenleri Üzerine

Turhan YERDELEN*

 Yorgunluğu kişinin zihinsel ve fiziksel fonksiyonları için gerekli enerji potansiyelini sağlayamama durumu olarak tanımlamak mümkündür. Yorgunluk, sürüşte hayati öneme sahip olan ihtiyat, dikkat, algılama, karar verme ve uygulama mekanizmalarını etkileyerek kavrama bozukluklarına sebep olan bir durumdur. Dolayısıyla yorgunluk, kişinin güvenli araç kullanma yeteneğini azaltmak suretiyle fiziksel ve zihinsel duyarlılığını etkiler. Tıpkı alkol ve uyuşturucuda olduğu gibi, uyku hali ve yorgunluk, reaksiyon süresini ve konsantrasyonu yavaşlatır, farkındalığı azaltır ve muhakemeyi bozar (Sullivan, 2003).

1. Yorgunluğa neden olan faktörler

Araştırmalar yorgunluğu belirleyen üç ana faktör üzerinde birleşmektedir:

Uyku kaybı

Günün saati

Görevi ifa ederken harcanan zaman

1.1. Uyku kaybı:

Uyku kaybına birçok faktör neden olabilmektedir. Araştırmalar göstermektedir ki, uyku bozuklukları insanda uyku kaybına neden olan faktörlerin başında gelmektedir. Bilinen uyku bozuklukları Narkolepsi, Uyku Apnesi, Uykuda Aralıklı Bacak Hareketleri, Huzursuz Bacak Sendromu, Günlük (Circadian) Ritim Bozukluğu ve İnsomnia’dır (National Sleep Foundation, ABD).

Amerikan Ulusal Uyku Vakfı bu uyku bozukluklarını kısaca şu şekilde tanımlamaktadır:

Narkolepsi merkezi sinir sisteminin uyku ve uyanıklığı düzenleyen bölgesini etkileyen bir kronik nörolojik bozukluktur. Bireyden bireye değişmekle birlikte genel işaret ve belirtilerini şu şekilde özetlemek mümkündür:

Yeme, konuşma, araç kullanma veya çalışma gibi beklenmeyen anlarda ani, kontrol edilemeyen uyku vakaları,

Hafif zayıflama ile tamamen vücudun çöküşü arasında değişen ani kas gücü kaybı vakaları

Uykuya dalarken veya uyanırken konuşamama veya hareket edememe,

Uykuya dalarken kuvvetli, çoğu zaman hoş olmayan, rüyamsı tecrübeler

Sık uyanmalarla kesilen gece uykusu

Öğrenme ve hafızaya alma güçlükleri

Uyku Apnesi uykuda solunumun durması olarak bilinen, potansiyel olarak hayati tehlike taşıyan bir bozukluktur. İşaret ve belirtileri şunlardır:

Uyku esnasında hava akımının kısa süreli kesintilere uğraması ve oksijen kaybı

Uyku sırasında çoğu zaman farkında olmadan tekrarlayan uyanmalar

Araç kullanma, çalışma konuşma gibi beklenmeyen zamanlarda uykuya dalma

Sabah erken saatlerde baş ağrısı

Depresyon, çabuk kızma ve cinsel işlevselsizlik

Öğrenme ve hafızaya alma güçlükleri

Uykuda Periyodik Bacak Hareketleri uykuda iken bacakların, ayakların ve/veya ayak parmaklarının aralıklarla hareket ettirilmesi sendromudur.

Rahatsız Bacak Sendromu vücudun rahatta olduğu esnada devamlı surette olan rahatsız bacak duyarlılığı olarak tanımlanabilir. Belli başlı işaret ve belirtileri şöyledir:

Çoğu zaman ayakta, baldırda veya bacağın üst kısımlarındaki rahatsız edici duyarlılığın eşliğinde bacakları hareket ettirme hissi.

Esnetmek veya bükmek veya ovmak veya yatakta dönmek veya kalkmak ve adım atmak suretiyle rahatsızlıktan kurtulmak için bacağı hareket ettirme ihtiyacı

Uzanırken rahatsızlığın daha kötüye gitmesi, özellikle geceleyin uykuya dalmaya çalışırken

En fazla rahatsızlığın günün sonunda ve geceleyin duyulması eğilimi

Sürekli gece uyku bölünmesi

Gündüz yorgunluk

Günlük (Circadian) Ritim Bozukluğu, beyinde bulunan “vücut saati” veya “biyolojik saat” olarak adlandırılan sistem tarafından yönetilen kişinin fizyolojisi ve davranışlardaki ritmik değişimlerdeki bozulmayı ifade etmektedir. Bu saat tarafından yönetilen günlük devir daim yaşam boyu sürmekte ve 24 saatlik periyodu kapsamaktadır.

İnsanlardaki hemen hemen tüm fizyolojik ve davranışsal fonksiyonlar ritmik bir şekilde meydana gelmektedir. İster isteğe bağlı (örneğin; vardiya usulü çalışma veya saat dilimini hızlı geçerek seyahat etme) isterse istek dışında (örneğin; hastalık veya ilerlemiş yaş) durumlardan kaynaklansın, insanda günlük ritim bozukluğu değişik zihinsel ve fiziksel bozukluklara neden olmakla birlikte güvenliği, performansı ve verimliliği olumsuz yönde etkileyebilmektedir (Vitaterna ve diğerleri).

İnsomnia aşağıdaki nedenlerden biri veya daha fazlasından dolayı yetersiz uyku şikâyeti olarak tanımlanmaktır:

Uykuya dalmada güçlük çekme

Gece boyunca sık sık uyanma ve tekrar uykuya dalmada güçlük çekme

Sabah çok erken uyanma

Dinlenmemiş olarak uyanma

Insomnianın varlığını kişinin kaç saat uyuduğu veya uykuya dalmasının ne kadar sürdüğü belirlemez. Uyku ihtiyacı ve alınan uykudan tatmin olma kişiden kişiye değişmektedir. Insomnia gün boyunca yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü ve çabuk sinirlenme gibi sorunlara yol açabilmektedir. (U.S. Department of Health and Human Services)

Uyku kaybına ve yorgunluğa neden olan nedenlerden biri de alkol kullanımıdır. Alkol bir depresan olduğundan sürücünün yorgunluk hissetmesi ve direksiyon başında uykuya dalması için sarhoş olması gerekmez (National Safety Council). Güney Avustralya’daki Flinders Üniversitesi Uyku Araştırması Merkezi yorgunluğun neden olduğu bozukluklarla alkolün neden olduğu bozukluklar arasında bağlantı kurmaktadır. Şöyle ki; 17 saat uyanık tutulan bir insan kanında 0.05 mg (50 promil) alkol bulunan insanın standardında iş görebilecektir. Uykusuz geçen 24 saatin ardından kişi kanında 0.10 mg (100 promil) alkol bulunduran kişi ile benzer kabiliyette olacaktır.  (Nova: Science in the News).

Amerikan Uyku Vakfı tarafından 1999 yılında yapılan bir anket çalışması, yukarıda sayılanların dışında stres, çeşitli sağlık sorunları (Diabetes Mellitus, Tıkayıcı Damar Hastalıkları, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalıkları, Nöropatik Hastalıklar ve Psikiyatrik Hastalıklar, vb.) uyunan ortamdaki ışık, ses ve ısı durumu, yatağı paylaşan kişinin uyuma alışkanlıkları, sosyal faaliyetler ve ilaç kullanımı gibi nedenlerin de uyku kaybına yol açabildiğini göstermektedir.

1.2. Günün saati

İnsan beyninde bulunan “vücut saati”, insanı sabah ve öğleden sonra 3 ile 5 saatleri arasında (kimi kaynaklara göre 2 ile 6 saatleri arasında) uykusu gelecek şekilde programlar. Bu saatlerde, insan günün en kötü performansını sergiler. Çünkü biyolojik saat “uyumak istiyorum” demektedir. Bu hissi yenmek çoğu zaman güçtür.

Konuya trafik kazaları yönünden bakıldığında, uyku bağlantılı kazalarda günün saati önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. Günün erken saati ve öğleden sonra sürücüler özellikle risk altındadırlar. Buna iyi alınamayan gece uykusu eklendiğinde riskin büyüklüğü daha da artacaktır.  

Günün saatinin yorgunluğa etkisini açıklamaya en iyi örnek vardiyalı çalışmadır. Vardiya usulü çalışan insanlarda uyku ve çalışma programları biyolojik saat ile çatışır. Yani, biyolojik vücut saati kişiye uyumasını söylerken, kişi iş gereği uyanık kalmak durumundadır. Bu çatışma nedeniyle vardiyalı çalışan insanların normal iş saatlerine tabi insanlara nazaran hatırlama ve konsantrasyon güçlüğüne, mide sorunlarına, menstrüel bozukluklarına, üşütme ve soğuk algınlığına, kilo almaya, yüksek tansiyon ve kalp sorunlarına, işyeri ve trafik kazalarına maruz kalma ihtimalleri daha fazladır (National Sleep Foundation, 2001).

1.3. Görevi ifa ederken harcanan zaman

Konuya yine trafik güvenliği açısından baktığımızda, burada, “görev”i araç kullanma, “harcanan zaman”ı ise araç kullanma süresi olarak algılamak gerekir.

Araç kullanma gerçekten tehlikeli ve karmaşık bir iştir. Araç kullanmayla ilgili belli başlı risk faktörlerinden biri de yorgunluktur. Avustralya Karayolu Araştırma Kuruluna göre 10 saat veya daha fazla süreli ve arka arkaya birkaç gün uzun süreli araç kullanımlarında kazaya karışma riski ciddi şekilde artmaktadır (Charles Sturt University, 2002).

Günümüzde hükümetler, araç kullanma süreleriyle kanuni düzenlemelerini yaparak özellikle ticari araç sürücülerinin günde ortalama en fazla 9 saat araç kullanabileceğini hükme bağlamışlardır. Bu 9 saatlik sürenin en az 45 dakikasında sürücünün dinlenme zorunluluğu bulunmaktadır. Avrupa Birliği direktifi de bu yöndedir.

2. Kaza nedeni olarak yorgunluğun tespiti

Psikolojik ve fizyolojik bir olgu olan yorgunluğun meydana gelen bir kazada temel faktör olarak tespit edilmesi oldukça güçtür. Alkollü araç kullanma nedeniyle meydana gelen kazalarda kaza tetkikini yapan görevliler kan veya nefes ölçümü yaparak sürücünün alkollü olup olmadığını tespit edebilirken, sürücü yorgunluğunu tespit edebilecek bir ölçüm cihazı henüz bulunmamaktadır. Direksiyon başındayken yorgunluğun kaçınılmaz sonucu olan uykuya dalma nedeniyle meydana gelen kazalarda sürücüler genellikle uykuya daldıklarını inkâr ederler. Bunun çeşitli nedenleri vardır. Bunların başında utanma, dava edilme ve sigortadan yararlanamama korkusu veya hakikaten uykuya dalmış olmadıklarına inanmaları gelmektedir. Laboratuar deneyleri, kişilerin uykuya daldıktan sonra birkaç dakika içinde uyanmaları halinde uykuya daldıklarını hatırlamadıklarını göstermektedir (ROSPA, 2001).

Bugün için, ticari yük ve yolcu taşıyan kamyon ve otobüs kazalarında sürücü yorgunluğunun kazadaki rolüne ilişkin takograf incelemesi sonucu bir kanaat oluşabilmektedir. Ancak, takograf takılması zorunlu olmayan araçların karıştığı kazalarda, kaza nedeni olarak sürücü yorgunluğunu tespit edecek sistemler geliştirilinceye kadar güvenmek zorunda olduğumuz iki tür bilgi kaynağı mevcuttur ki bunlar, sürücünün itirafı ve tanık ifadesidir.

3. Yorgunlukla mücadele

“Araç kullanma görevi” denince üç unsur ortaya çıkmaktadır. Bunlar; sürücü, araç ve yoldur. Dolayısıyla bu anlamda yorgunlukla mücadelede bu üç unsur göz önüne alınmalıdır. Buna göre önlemler de şu üç başlık altında toplanabilir:

Kişisel önlemler (sürücünün kendi alacağı önlemler)

Teknolojik önlemler (araç içi sistemler)

Mühendislik önlemleri (yol tasarımı)

3.1. Kişisel önlemler

Daha önce de bahsedildiği gibi, yorgunluk olgusuna trafik güvenliği bakımından bakıldığında uzmanlar ve araştırmacılar büyük ölçüde direksiyon başında uyuma olgusunda birleşmektedirler. Dolayısıyla, sürücünün yorgunluğa karşı koyması ile ilgili olarak hep direksiyon başında uyanık kalmanın yolları gösterilmektedir.

Amerikan Ulusal Güvenlik Konseyi araç kullanırken uyanık kalmak için seyahatten önceki gece 7–8 saat uyku alınmasını, günün sonunda yola çıkılmamasını, yalnız araç kullanılmamasını, yolcularla konuşulmasını, gece uzun süreli araç kullanılmamasını, araç içi ortamın uygun hale getirilmesini, radyonun sesinin yükseltilmesini, sık sık kanal değiştirilmesini, cruise kontrol kullanılmamasını, sık mola verilmesini, mola sırasında araçtan çıkılmasını ve kısa bir yürüyüş yapılmasını, yemek molasında alkolden uzak durulmasını, bu önlemlere rağmen yorgunluğun yenilememesi durumunda uygun bir yerde durularak uyunmasını tavsiye ederken; VicRoads, yorgunlukla başa çıkabilmek için yukarıda sayılanlara ilaveten sürücülerin yola çıkmadan önce bir eylem planı hazırlamasını (örneğin, düzenli olarak durma-dinlenme planı, seyahat amacının belirlenmesi), direksiyon başında iken yorgunluk belirtilerini (örneğin, sürekli esneme, bulanık görüş, reaksiyon yavaşlaması, ağır veya ağrılı gözler, konsantrasyon zayıflaması, sabırsızlık, seyahatin son birkaç kilometresini hatırlamama) fark etmesini, uykuda geçirilmesi gereken saatlerde araç kullanılmamasını (çoğu insan için gece yarısı ile 06.00 arası) önermektedir. (Nova: Science in the News).

Bu konuda diğer bir uyarı da tıp çevrelerinden gelmektedir. Sürücüler yan etkisi olarak yorgunluğa ve uykuya neden olan ilaçlara dikkat etmelidirler. Bu ilaçlar alındıktan sonra uzun mesafeli araç kullanılmamalıdır.

İngiltere Ulaşım Araştırma laboratuarı tarafından 1995 yılında yapılan bir çalışmada sürücülere direksiyon başında uyanık kalmak için neler yapıldığı sorulmuş ve şu cevaplar alınmıştır:

Pencere/Air Condition açarım (%68)

Durur ve yürüyüş yaparım (%57)

Radyo/kaset dinlerim (%30)

Yolcu ile konuşurum (%25)

Kahve içerim (%14)

Diğer (%15)

İngiltere’nin Loughborough Üniversitesi Uyku Araştırma Merkezi yukarıda sayılan önlemlerle ilgili olarak bir dizi çalışma yapmış ve bu tedbirlerin içinde en etkin olanlarını en az 150 mg kafein almak ve 15 dakika civarında uyumak olarak tespit etmiştir (Horne, 1999). Bir başka çalışmada “enerji içecekleri”nin sürücünün uyku haline etkisini araştırılmış ve bu içeceklerin uyku halini bir süreliğine engellediği tespit edilmiştir (Reyner, 2002). Araştırmalarda diğer önlemlerin sadece geçici bir süre etkili olduğu tespit edilmiştir.

3.2. Teknolojik önlemler

Yorgunlukla mücadele de kişisel önlemlerin yanı sıra teknolojiden de yararlanılması yıllardır trafik güvenliği çevrelerinin düşündüğü ve üzerinde çalıştığı bir konu olagelmiştir. Günümüzde bu alanda üretilen sistemlerin tamamı sürücü yorgunluğunu (uykuyu) tespit edip sürücüyü uyarma prensibi ile çalışmaktadır. Bu cihazlardan kimileri sürücünün hareketlerini (göz kırpma oranları, başın pozisyonu, vs.) gözlem altında tutarken kimileri de aracın hareketlerini (şerit dışına çıkma, direksiyon hareketleri, vs.) gözlemleyerek sürücüyü uyarmaktadır.

Peki, bu cihazlara ne derece güvenilebilir? Bu soruya cevap olması bakımından Avustralya Monash Üniversitesi Kaza Araştırma Merkezi tarafından (N Haworth, 1991) üç yorgunluk gözlem sistemi (göz kapanması, baş hareketi ve reaksiyon süresi) üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Neticede, bu sistemlerin bazı durumlarda yorgunluğu tespit edebildiklerini, ancak uyanıklığı sürekli kılmadıkları sonucuna varılmıştır. Buradan bizler de şu sonucu çıkarabiliriz: Bu tür cihazlar yararlıdır ve çoğu durumda tehlikeyi görerek sürücüyü uyarabilirler, ancak bu, seyahat boyunca bizi uyanık tutacaklar anlamına gelmemelidir. Cihazın uyarısı alınır alınmaz, eğer tehlikeli bir durumdaysak öncelikle bu tehlikeden kurtulmaya çalışmalı, daha sonra ilk fırsatta aracımızı durdurarak yorgunluğumuzu alıcı önlemleri almalıyız.  

3.3. Mühendislik önlemleri

Avustralya Bilim Akademisi tarafından yayınlanan bilimsel bir dergide (Nova: Science in the News) karayolu tasarımında yapılacak değişikliklerin yorgunluk nedeniyle meydana gelen kazalarda ve bu kazaların şiddetinde bir azalmaya neden olacağı öne sürülmektedir. Buna göre önlemler şunlardan oluşmalıdır:

Banketlerin sürücülerin yoldan çıkmaları durumunda kontrolü kolay sağlayacakları şekilde kapatılması (korkuluk sistemleri)

Tekerleklerin yol sınır çizgilerini geçmeleri halinde “sesli uyarı” gönderme ve sürücüyü uyarma işlevi gören yol sınır çizgilerinin kullanılması (Rumble strips)

Güzergâh üzerinde yeterince dinlenme alanları oluşturulması

Karşılıklı çarpışma risklerini azaltmak amacıyla bölünmüş yol yapımına ağırlık verilmesi

Yol kenarında bulunan direk ve ağaç gibi tehlikeli sabit cisimlerin kaldırılması veya yerlerinin değiştirilmesi.

Araştırmalar ve tecrübeler yukarıda sayılan mühendislik önlemlerinin yorgunluk nedeniyle meydana gelen kazaları azaltmadaki etkisini kanıtlamaktadır. 

4. Sonuç ve öneriler

Sürücü yorgunluğu her yıl binlerce kazaya neden olan önemli bir sorundur. Yorgunluk neticesi oluşan uykunun sebep olduğu kaza sayısı tespit güçlüğünden dolayı şu an için tam olarak hesaplanamamaktadır. Ancak araştırmalar genç erkek sürücülerin, kamyon ve otobüs sürücülerinin ve vardiyalı çalışanların yorgunluk nedeniyle direksiyon başında uykuya dalmada en riskli gruplar olduğunu göstermektedir.

Yine araştırmalar, yorgunluk nedeniyle meydana gelen kazaların günün erken saatlerinde ve öğleden sonraları yoğunlaştığını göstermektedir. Gidilen güzergâhın monoton ve uzun olması da bu riski arttıran bir faktör olarak görülmektedir.

Araç kullanma saatleri ile ilgili kuralların yerine getirilip getirilmediğinin sıkı takibinin yapılması yorgunluk nedeniyle meydana gelebilecek kazaları azaltmada önemli bir rol oynayacaktır. Bu kontrol, bugün için belirli araçlara (genellikle 3,5 tondan ağır ticari taşıtlar ve otobüsler) takılan takograf cihazlarının tetkiki suretiyle yapılmaktadır. Ancak, gelecekte her türlü araçta kullanılabilecek, sürücünün araç kullanma süresini ve hızını kayıt eden sistemlerin kullanılmasıyla daha etkin denetimler yapılması mümkün olabilecektir.

Sürücünün yorgunluğunu ve uykulu halini tespit eden ve sürücüyü uyaran, hatta kimi zaman aracın kontrolünü devralabilen cihazlar sürekli olarak araştırılmakta ve geliştirilmektedir. Bu tür cihazlar yararlı olabilirler, ancak sürücülerin kendi tedbirlerini almaları yerine bu cihazlara güvenmeleri de halen bir endişe konusudur. 

Bugün için yorgunluğa neden olan sebeplerin başında gelen uyku bozukluğu olan kişilerin sürücü belgesi verilmeden önce bu rahatsızlıklarını tespit etmek mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, kişi vicdanıyla hareket ederek bu rahatsızlığını tedavi ettirdikten sonra direksiyon başına geçmelidir. Tedavisi mümkün olamıyorsa, araç kullanmamalıdır.

Sürücü belgesi alacaklara da, sürücü okullarında, seyahate çıkmadan önce bir plan yapılması, uykulu ve/veya yorgun araç kullanmanın neticeleri ve günün hassas saatlerinde araç kullanımı hakkında daha fazla eğitim verilmelidir. Eğitimin yanı sıra konunun kamuoyunun gündeminde tutulması önem taşımaktadır. Bu amaçla yapılacak tanıtımlarda;

yorgunluk belirtilerinin daha iyi bilinmesi,

yorgunlukla mücadelede kullanılan yaygın taktiklerin etkinleştirilmesi,

kahve ve kısa uykunun kısmi etkisinin anlaşılması,

uzun yola çıkmadan önce iyi bir uyku alınması gerektiği,

hastalığın, alkolün, uyuşturucunun ve ilaçların oluşturduğu risk

konularına ağırlık verilerek halkın bilgilendirilmesi ve en yüksek riski taşıyan seyahat türlerinin kamuoyunun dikkatine sunulması gerekir.

Kaynakça

John J. Sullivan, “Fighting Fatigue”, Public Roads, September/October 2003 · Vol. 67 · No. 2, http://www. tfhrc.gov/pubrds/ 03sep/04.htm

ROSPA The Royal Society For The Prevention of Accidents, “Driver Fatigue And Road Accidents; A Literature Review And Position Paper”, February, 2001

National Sleep Foundation, internet sitesi NSF, www. sleepfoundation.org/dfault.cfm

Martha Hotz Vitaterna, Ph.D., Joseph S. Takahashi, Ph.D., and Fred W. Turek, Ph.D.; “Overview of Circadian Rhythms”, National Institute on Alcohol Abuse and Alcoholism,  http://www.niaaa.nih.gov/publications/arh25-2/85-93.htm

Fact About Insomnia, U.S. Department of Health and Human Services, Public Health Service, National Institutes of Health, National Heart, Lung, and Blood Institute, NIH Publication No. 95-3801 October 1995, http://www.nhlbi.nih.gov/health/public/sleep/insomnia.pdf

National Safety Council; “Driver Fatigue”, http://www.nsc.org/library/ facts/drowsdr.htm.

Nova: Science in the News; “Driver Fatigue-an accident waiting to happen”, Australian Academy of Science, http://www.science.org. au/nova/074/074print.htm

National Sleep Foundation , “Sleep Strategies for Shift Workers”, 2001, http://www.sleepfoundation.org/ publications/shiftworker.cfm#1

“Driving Hours Policy”, Charles Sturt University, August 2002

Horne J.A. & Reyner L.A.; “Vehicle accidents related to sleep: a review”, Occupational & Environmental Medicine, 1999, 56(5): 289-294.

Reyner. L.A., Horne, J.A.; “Efficacy of a functional energy drink in counteracting driver sleepiness”, Physiology and Behaviour, 2002,

Haworth, N., Vulcan, P.; “Testing Of Commercially Available Fatigue Monitors”, Accident Research Centre Monash University, Report No:15, 1991



*Emniyet Amiri, Trafik Araştırma Merkezi Müdürlüğü

Yetenek.com

Köşe Yazarları