Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Toplum: Siyaset, Gelecek

Toplumsal, siyasi sorunlar ve gelecek öngörülerine ilişkin yazılar...

Çağın vebası çocukları vuruyor

20-Mayıs-2007
Uzman Pedagog Yasemin Büyükak Çakmak çağımızın en sinsi silahı televizyonun çocukları nasıl yavaş yavaş öldürdüğünü iyibilgi okurları için araştırdı... Önemli istatistiki veriler eşliğinde çocukların televizyondan aldığı yaraları ve onları TV illettinden kurtarmanın yollarını bu yazıda bulacaksınız...

 

Eskiden bir evde tek bir televizyon (TV) ve sınırlı sayıda TV programları ve kanalları varken artık günümüzde sayısız TV programları mevcut, ayrıca evlerimizde birden çok TV bulunmaktadır. Gün içinde TV ile geçirdiğimiz süre, eskiye göre çok daha uzun olmakla beraber; bunun dışında yapılabilecek ve farklı yönlerden gelişmemizi sağlayabilecek geziler, kitap okuma, tiyatroya gitme, spor yapma gibi etkinlikler giderek azınlıkta kalmaktadır. Sonuç olarak tek yönlü bir ilgi alanı üzerinde odaklanmış bulunmaktayız. Biz kontrol edebildiğimiz sürece TV’nun olumlu yönleri vardır. Ne yazık ki yanlış kullanımdan dolayı TV’nun, özellikle çocuklar ve gençler üzerinde sayısız olumsuz etkileri vardır.

TV’nu yasaklamak bir çözüm değildir; çünkü hayatımızın en önemli kitle iletişim araçlarındandır. Yani TV hiç yokmuş gibi davranmak ve çocuklara hiç izletmemek veya sürekli şekilde çocuklara TV izletmek doğru değildir. Dolayısıyla TV’la yaşamayı ve bilinçli zaman geçirmeyi öğrenmemiz gerekir.

0-3 yaş arası dönemde bebeğin; çevreden gelen sesleri işitmesi, eşyalara dokunması, tanıma ve keşfetmeye yönelik objeleri ağzına sokması, oyuncakları hareket ettirmesi, kişileri taklit etmesi, göz kontağı kurması, hareket eden objeleri takip etmesi, cee-e oyununu oynaması beynin gelişmesine katkıda bulunur. Yani bebeğe ne kadar çeşitli uyarıcı (dokunsal-işitsel-görsel) sağlanırsa beynin çeşitli bölümlerinin birbiriyle bağlantılar kurması o kadar artar. Bebek, çıkardığı seslere, yaptığı hareketlere anne veya babadan veya çevresindeki kişilerden tepki bekler.

0-3 yaş arası çocuklara TV izletmek daha sakıncalıdır çünkü bebeklerle konuşulmadığında, onların yaptıkları ve söylediklerine tepki verilmediğinde, dokunmalarına ve oyun oynamalarına fırsat verilmediğinde beyin gerektiği gibi sağlıklı gelişmeyebilir. TV tek yönlü bir iletişim aracı olduğundan TV’la karşılıklı bir ilişki söz konusu değildir. Bebekler üç boyutlu objelerle ilgilenirler. Oysa ki TV’daki görüntüler 2 boyutludur yani bebekler için yeterince anlamlı değildir.


TV İZLEMEYİ ARTTIRAN ETKENLER NELERDİR?

TV’nun piyasa rekabeti ve gelişen teknolojiden dolayı daha ucuzlamış olması ve uygun ödeme koşullarının oluşması; dolayısıyla her kesim tarafından satın alınabilmesi. 

Okur-yazar olma zorunluluğunu gerektirmemesi: Televizyonu okuma-yazma bilmeyen, çocuk, yaşlı, genç herkes seyredebilir olması 
 

Ekstra bir enerji harcamayı gerektirmemesi: TV oturulduğu yerden kolayca izlenebilir olması
 

Evin en merkezi yerinde bulunması.
 

Farklı kültürlere hitap etmesi. 
 
TV İLE İLGİLİ BAZI GERÇEKLER NELERDİR?

Ülkemizde bir kişi yaşadığı her beş saatten birini, uyku dışındaki her üç saatten birini TV izleyerek geçirmektedir. (4)
 

Yapılan araştırmalar ailelerin evlerinde TV’nun günde ortalama 4 saat 53 dakika açık olduğunu ortaya koymuştur. (1)
 

Kaiser Family Foundation’e göre çocukların günlük televizyon izleme süreleri 3 saat 51 dakika, Alver ve Gül’e göre 4 saat 9 dakika olarak tespit edilmiştir. (1)
 

Çocukların 1/3’ü TV’nu ailesinin yanında izlememekte, yarısından fazlası izleyeceği programı kendi seçmektedir. (4)
 

Haberler, realite şov programları, diziler, filmler, spor haberleri hatta çizgi filmler şiddet ve/veya cinsel temalar içerebiliyor.
 

Çocuklara yönelik çizgi filmleri bile şiddet içerebiliyor: Çizgi filmlerde sıklıkla bomba patlama, çekiçle birisine vurma, uçurumdan düşme, üzerinden araba geçme şeklinde şiddet içerikli görüntülere rastlanabiliyor. İstatistiklere göre çoğu çizgi filmin bir bölümünde 25 ila 100 şiddet eylemi görülmektedir. (4)
 

Slater, Kimberly ve arkadaşlarının ulaştıkları en önemli sonuç ise şiddet içerikli medyanın, özellikle okuldan soğumuş, ailesi ve arkadaşları tarafından dışlanlandıklarını ve haksızlığa uğradıklarını hisseden çocuklar üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceğidir. (1)
Televizyondaki şiddet en fazla günde 3 saaten fazla TV izleyen çocukları, küçük çocukları, erkek çocukları, ailesinde şiddete tanık olan çocukları ve güvensiz çocukları etkilemektedir. (4)


Huzurlu bir aile ortamında yetişen bir çocuk televizyonda gördüklerini hemen uygulamaya kalkmiyor.
 

Çok televizyon seyreden çocuklar, az izleyenlere oranla daha çok tedirgin ve agresif davranışlar gösterebilir.
 

Az televizyon seyreden çocuklar, çok televizyon seyreden çocuklara göre, televizyonda izledikleri bir programla ilgili konuyu daha uzun cümlelerle anlatmışlardır.
 

Televizyon seyretmek yerine oyun oynayan küçük çocuklar dili daha hızlı öğrenebilirler.
 

Konuşmaya başlamadan önce televizyon izleyen çocuklar ilerleyen yıllarda, okuma konusunda isteksizlik gösterebilirler.
 

TV seyretmek okulda başarıyı olumsuz etkileyebilir. 1994 yılında ABD Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı bir rapora göre haftada 10 saatten fazla TV izleyen çocuklarda okul başarısı belirgin bir şekilde düşüyor. Kaliforniya Sağlık İdaresi’nin 1980 yılında yapmış olduğu bir araştırmaya göre, TV seyretme süresiyle sınavlardan alınan notlar birbiriyle ilişkili. Çocuklar ne kadar uzun süre TV seyrediyorlarsa, notlar o kadar düşük oluyor. (4)
 

TV’dan izlenen şiddet, gerçek hayatımızdaki şiddetten, 10 kat daha fazladır.
 

Belton’ın (2001) yaptığı çalışmalara göre, çocukların kişilik özelliklerine göre, TV’dan değişik şekillerde etkilendiklerini; bazı çocuklarda izleme süreci sonrasında hayal gücü ve yaratıcılığın kısıtlandığını, buna karşılık diğerlerinde geliştiğini belirtmiştir. (1)
 

Araştırmacılara göre çocuklar, TV programları içinde en çok haberlerden etkilenmektedir. (1)
 

   Çocukların en çok etkilendikleri olumsuz haberlerin başında: (1)

-Kaçırılma, rehin alınma, şiddete maruz kalma (terör), ateşli saldırı grubundan; hırsızlık ve kapkaç olayları gelmektedir % 20,9

-Doğal felaketler; deprem % 10,7 ve tsunami % 15,5


Çocukların en çok etkilendikleri olumlu haberler: (1)

-Hayvanlar,

-Yeni buluşlar,

-Bebekler ile ilgili haberler,

-Spor haberleri (özellikle erkek çocuklar için) 


RTÜK tarafından 07.06.2006 tarihli Çocukların TV izleme alışkanlıkları araştırması sonucunda İlköğretim çağı çocukları tarafından elde edilen bilgiler şöyle: (817 ilden 1.719 öğrenci araştırmaya katılmıştır)
 

   En çok sevilen program türleri şöyledir:

   Çizgi film % 72.1

   Yerli dizi % 70.1

   Yarışma programları % 49.3

   Filmler % 45.8

   Çocuk programları % 44.6


TV’dan en çok rahatsız oldukları görüntüler

   Açık saçık ve çıplaklık içeren görüntüler % 82.7

   Kavga-şiddet görüntüleri % 71.1

   İnsanların üzüldüğünü, ağladığını gösteren görüntüler % 69.3
 


NE YAPMAMAK GEREKİR?

Özellikle 0-6 yaş arası çocuklara uzun süreli olarak TV izletmemek. Çünkü bu dönemde beynin farklı etkinlikler yaparak gelişmesi önemlidir.
 

Çocuğun tek başına TV izlemesine ve TV programları seçmesine izin vermemek.
 

Anne ve baba olarak olaylara ve görüntülere karşı abartılı tepkiler vermemeli ve aynı haberleri tekrar tekrar başka kanallarda arayarak izlememelidir. Çünkü Şirin’e göre, haber izlerken ebeveynin takınacağı kaygılı tutum, modelleme sürecindeki çocuğu etkileyecek ve belki de ebeveynin vermiş olduğu anlık tepkiler, çocukta daha kalıcı ve kaygı uyandırıcı stres etkenlerini tetikleyici uyaranlar olabileceklerdir. (1)
 

Cinsel ve şiddet içerikli görüntüleri izletmemek.
 

Uyumadan önce TV seyrettirilmemelidir: Uyumadan önce öğrenilen bilgiler en kolay hatırlanır. Televizyonda eğitici olmayan bilgilerle zihnin doldurulmaması gerekir. Uyumadan önce ders ödevlerinin tekrarlanması bilgilerin ertesi gün daha kolay hatırlanmasına neden olur.
 

TV karşısında çocuğu beslememek ve uyutmamak: Daha sonraki yıllarda çocuklarda yeme ve uyum bozukluklarına neden olabilir. 
 
 
TV’NUN OLUMSUZ ETKİLERİ NELERDİR?

     Her çocuğun aile yapısı, genetik özellikleri, kişilik yapısı, duygusal yapısı farklı olduğundan dolayı her çocuk TV’dan farklı şekilde etkilenir. TV’u izleme sıklığı ve süresi, izlerken ailelerin vermiş olduğu tepkiler, çocuğun içinde bulunmuş olduğu duygusal durum, gibi etkenler çocuğun TV’dan etkilenme şeklini belirleyebilmektedir.

Aşırı ve bilinçsiz şekilde izlendiğinde, TV çocukların 4 farklı gelişim alanını etkilemektedir:


Fiziksel

Radyasyon yayması nedeniyle baş ağrısı, göz yanması, halsizlik ve baş dönmesi yaratması.

Biyoritimde bozukluklar, uyku bozukluğu, yorgunluk, stres ve depresyon, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve kansere karşı direncin düşmesi: Prof. Dr. Selim Şeker ve Anıl Korkut’un “Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu” kitabına göre; Uyku sırasında baş bölgesini etkileyen elektromanyetik alanlar vücudumuzda, melatonin hormonu salgılamasını azaltır ve buna bağlı olarak biyoritimde bozukluklar, uyku bozukluğu, yorgunluk, stres ve depresyon, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve kansere karşı direncin düşmesi gibi sonuçlar ortaya çıkar. (4)
 

Daha geç saatte yatma, uykuya geçişte zorlanma, uyurken daha fazla uyanma gibi sorunlara neden olabilir. ABD Hasbro Çocuk Hastanesi’nin pediatrik uyku bozuklukları kliniğinde yapılan bir araştırmaya göre çok TV İzleyen çocuklar bunun gibi sorunlar yaşamaktadırlar. (4)
 

Epilepsi nöbetlerini tetiklemesi: Sürekli ve hızlı değişen görüntüler epilepsi nöbetlerini tetikleyebilir.
 

Sağlıksız beslenmeyi teşvik etmesi ve şişmanlatması: Memphis Eyalet Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, TV seyrederken harcanan kalori sadece yatakta uzanma sırasında harcanan kaloriye göre ortalama % 14,5 daha düşüktür.
 

Stanford Üniversitesi Tıp Okulu’nun yaptığı bir araştırmaya göre, sadece TV karşısında pasif olmak değil aynı zamanda sağlıksız yiyeceklerle ilgili reklamlar izleme sonucunda; sağlıksız ve yanlış beslenme alışkanlıkları edinme de şişmanlatmaya neden olabilmektedir. (4)


TV’nun karşısında yemek yenildiğinde açlık tokluk kontrolünü bozabilir ve ileride dengeli beslenmeyi zorlaştırabilir.
 

Sigara tiryakisi, şişman ve yüksek kolesterollü olmaya neden olması: Yeni Zelanda’daki Dunedin Üniversitesi doktoru Robert Hancox ve ekibi, Otago bölgesinde doğan 1000 kişiyi 26 yaşına kadar izledi. Araştırma sonucuna göre çocuk ve gençken günde 2 saat veya daha fazla TV izleyenlerin sigara tiryakisi, şişman ve yüksek kolesterollü olma riskinin daha çok olduğu ortaya çıktı. Bu kişilerin ayrıca kalp ve solunum rahatsızlıklarıyla da karşılaşabilecekleri belirlendi. (4)
 

Erken ergenliğe girmeye neden olabilmesi: Dr. Aric Sigman’a göre, TV’da cinsel içerikli sahnelerin artışı küçük kız çocukların cinsel olgunlaşmasını etkilediği tahmin ediliyor. Yapılan bir araştırmaya göre, yetişkinler tarafından izlenen cinsel içerikli görüntüler cinsiyet hormonlarını etkileyebilmektedir. (4)
 

Olumsuz beden imajına neden olması: TV’da gösterilen ideal vücut ölçülerine sahip mankenler ve oyuncuların etkisi altında kalarak kendi vücudundan memnun olmama, değişmeye çalışma ve kendini olduğu gibi kabul etmeme gibi sorunlar yaşanabilmektedir.
 

Sosyal

0-3 yaş arası çok TV seyreden çocuklarda iletişim sorunu görülebilir. Bu dönemde çocukların dil ve sosyal gelişiminin temelleri atılır. Çocuk anne-baba ve diğer kişilerden duyduklarını tekrarlar ve karşısındaki kişiden tepkiler bekler. Çevresinden ilgi gördükçe iletişim kurmak amacıyla daha fazla sesler ve/veya kelimeler çıkarır. Televizyon seyretmek tek yönlü bir iletişim şekli olduğu için çocuğun yaptıkları ve söylediklerine uygun tepkiler veremez. Böylece çocuk kendini ifade etmek veya iletişim kurmak için çaba harcamaya ihtiyaç duymayacaktır.
 

Şiddete karşı çocukları duyarsızlaştırabilir ve şiddet içerikli görüntüleri taklit edebilir ve bunun sonucunda çevresine karşı agresif davranabilir. Paik ve Comstock (1994), TV ekranına yansıyan şiddet görüntülerinin çocuğun kişilik özelliklerine göre, farklı etkiler yaratacağını belirtmişlerdir. Bu tür görüntüler, çocuğu şiddete karşı duyarsızlaştırma veya özdeşleşme yoluyla şiddet içerikli davranış ve tutumların yerleşmesine yol açabilmektedir. Çocuk dünyayı gerçekte olduğundan daha kötü bir yer olarak algılamaya başladığında, ya kendini korumak için saldırgan davranışlar benimseyecek ya da aldırmaz bir tutumla duyarsızlaşabilecektir. (1)
 

Yapılan araştımalara göre küçük yaşlarda çok televizyon seyreden çocukların, şiddetten ve saldırganlıktan etkilenen çocukların ileri yaşlarda daha çok şiddet sergiledikleri, düzen ve kanuna karşı geldikleri ve daha çok ceza ödedikleri ortaya çıkmıştır. (4)
 

Aile içerisinde gerginlik yaratabilir: Özellikle kanal kavgası nedeniyle aile bireyleri arasında sorunlar yaşanabilmekte ve bunun sonucunda ikinci-üçüncü televizyon satın alınmaktadır.
 

Çocuğun çevresiyle olan ilişkilerini zayıflatabilir: Çocuğun ailesinden ve arkadaşlarından soyutlanmasına neden olabilir. Araştırmalar daha az TV seyreden çocukların, daha fazla konuya ilgi duydukları ve diğer çocuklarla daha iyi geçinmeyi öğrenerek daha fazla aktiviteye katıldıklarını gösteriyor. Yapılan başka araştırmalara göre, fazla TV izleyen çocukların daha sabırsız oldukları görülmüş. (4)
 

Tüketiciliğe teşvik eder. Juliet Schor “Çok Harcayan Amerikalı-Overspent American” isimli kitabında bir insanın ne kadar çok TV seyrederse, o kadar çok para harcadığını ifade ediyor. Yaptığı araştırmaya göre, günümüzde televizyonla büyütülen ve televizyon reklamlarından etkilenen çocuklar yetişkinlik döneminde gereksiz isteklere sahip olabilirler. (4)
 

Duygusal

0-3 yaş

Televizyon karşısında çocukları uyutmaya ve beslemeye çalışmak, ileride çocuğun yeme ve uyum bozuklukları yaşamasına neden olabilir.
 

3-7 yaş

Şiddet içerikli görüntüler çocuklarda korku, kaygı, gerilim, yalnız kalmak istememe gibi sorunlar yaşamasına neden olabilir.
Dış dünyayı korkutucu olarak algılamalarına neden olabilir.
 

7-12 yaş

Hırsızlık, bıçaklanmak, silahla vurulmak, tsunami, deprem, savaş gibi olaylardan korkabilirler.
Evde kalmak istememe, anne bağımlılığı, okula gitmek istememe gibi davranışların oluşmasına neden olabilir.
 

Bilişsel

0-2 yaş

Anlamlı jest ve mimikler kullanma, heceleme, agulama, cümle kurma gibi alanlarda gecikmelere neden olabilir.

2-7 yaş

Bu dönemde çocuklar televizyonda izledikleri sahneleri tamamen somut olarak yorumlarlar. Gördüklerinin bir hayal ürünü olduğunu anlaması zordur. Gördükleri herşeyi gerçekmiş zannedebilirler.


7-12 yaş

Bu dönemde aile ve arkadaşlarının bakışı ve yorumuyla, düşünme yeteneğinin şekillenebildiği bir süreçtir. Bu nedenle televizyon izleme davranışı sırasında  ailenin verdiği tepkiler, çocuğun bilişsel akıcılığını şekillendirecektir. 7 yaşındaki çocuk beklenmedik olaylar, haberler karşısında bir yetişkine göre daha çok şaşıracak, panik olacaktır. (1)


12 yaş sonrası

Gençler bilişsel ve duyuşsal gelişimlerine göre, görüntüleri daha mantıklı bir biçimde değerlendirebileceklerdir. (1)


Düşünmeyi, Hayal gücünü ve problem çözme becerilerini olumsuz etkileyebilir: TV hayalleri ve fikirleri hazır olarak verir ve hayal etme gereğini ortadan kaldırabilir.
 

Ders çalışma konusunda isteksizlik yaratabilir.

Uzun süreli dikkati olumsuz etkileyebilir: Televizyondaki görüntüler özellikle reklamlar ve müzik klipleri 3 ve 7 saniye arasında değişmektedir. Yani çocuk TV izlerken dikkatini belirli bir görüntünün üzerinde kısa süreli olarak odaklar. Buna bağlı olarak çocuk farklı etkinliklerde dikkatini uzun süreli olarak yoğunlaştırma konusunda zorlanabilir.
 

Beyin araştırmacılarına göre çocuk eğer günde 2-4 saatten fazla TV seyrederse beyin fonksiyonları uyuşarak bağlantılar tembelleşir. Televizyonun uyuşturucu etkisi ile beyin bir konuda odaklaşamayarak konudan konuya atlar hale gelir ve dikkat sürekliliğini kaybeder. (1)


Okul çağı çocuğunda, esnekliğin az olması, pasif öğrenmeye eğilimli olmaları ve uygun bir çalışma ortamı sağlayamaması gibi olumsuz etkileri olabilir.
 

Çok TV izleyen çocuklar, az veya izlemeyen çocuklara oranla, ileride matematik derslerinde daha başarısız olabilirler. ABD sağlık Bakanlığı’nın 1994 yılında yaptığı bir araştırmaya göre aşırı TV izlemek, çocukların matematik notlarını etkileyen üç etkenden biriydi.
 

6. ve 12. sınıfa giden Kaliforniyalı öğrenciler üzerinde yapılan başka bir araştırmaya göre, çok TV seyreden çocuklar az seyreden çocuklara göre daha düşük notlar alıyorlar. (4)


Dil

TV çocukların anlama ve konuşma yeteneklerini sınırlandırabilir. Çocukların karmaşık cümleleri anlamakta zorlanmasına neden olabilir. Dr. Healy’ye göre, TV’nun görsel doğası beynimizin dil öğreniminde kullanılan beynin sol kısmının gelişimini engeller. Londra’da yapılan Konuşma Bozuklukları konulu konferansta TV’nun çocukların anadillerini konuşma ve anlama yeteneklerini sınırladığı belirtilmiştir. Bu konferansa katılan bir uzmana göre, “beş yaşın altındaki her beş çocuktan biri dil sorunu yaşıyor çünkü anne-babası televizyonu çocuk bakıcısı olarak kullanıyor.” (4)
 

0-3 yaş arası çok TV seyreden çocuklarda geç konuşma olasılığı yüksektir. Bu dönemde çocukların dil ve sosyal gelişiminin temelleri atılır. Çocuk anne-baba ve diğer kişilerden duyduklarını tekrarlar ve karşısındaki kişiden tepkiler bekler. Gelişimine uygun tepkiler aldıkça daha fazla sesler ve kelimeler çıkarır ve böylece çocuğun konuşması için gerekli altyapı oluşturulmuş olur. Televizyon seyretmek tek yönlü bir iletişim şekli olduğu için çocuğun yaptıkları ve söylediklerine uygun tepkiler veremez. Ayrıca çocuğun anlama dili gelişiyor olsa bile ilişki başlatmak ve devam ettirmek için gerekli olan ifade edici dile gereksinimi azalacaktır. Böylece çocuk kendini ifade etmek veya iletişim kurmak için çaba harcamayacaktır. Bu da geç konuşmasına etken olabilecektir. 
 
 
NASIL TV İZLEMEK GEREKİR?

Çocuğun yaşına ve düzeyine uygun programlar seçilmeli.
 

Anne-baba veya bir başkasıyla beraber TV izlenmeli ve izlenen olaylarla ilgili konuşulmalı ve tartışılmalı. Kremar ve Viera, ailenin önemini vurgulayarak, çocukla şiddetle karşılaştığında nasıl davranması gerektiği hakkında konuşan, birlikte düşünen ailelerde, TV’nun olumsuz etkilerinin azaldığı; hatta bu çocukların bu tür içerikleri izlerken olayları veya kişileri yargılayıp, gerçek hayatta kullanabilecekleri yararlı davranış biçimleri geliştirdiklerini iddia etmektedirler. (1)
 

Hoffner’in yaptığı çalışmalara göre, bir başkasıyla beraber TV ‘da haber izleme hem çocukların medya mesajlarını daha iyi kavramalarını sağlar hem de korku tepkilerini yumuşatır. (1)


TV seyrederken ışık açık olmalı: Gözlerin daha fazla yorulmaması için aydınlık bir ortamda TV izlemek daha uygundur.
 

Yemek yerken TV kapalı olmalı: Yemek ortamında aile bireylerinin birbiriyle iletişim içinde olması daha sağlıklıdır.
 

Ortalama TV’dan 2 metre mesafe uzaklıktan seyredilmelidir.
 

TV’nun arkasında daha fazla radyasyon bulunduğundan arkası sokağa doğru olmalı ve arkasında duvar dahi olsa kimse bulunmamalıdır.
 

Günde ortalama aralıksız en fazla 1 saat izlenmelidir. 
 
 
TV İZLEMEYİ AZALTABİLMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?

Anne-baba çocuğuna uygun bir model olmalıdır.
 

Haftalık program listesi yapılmalı: Evdeki bütün bireylerin hangi TV programlarını, hangi günlerde, hangi saatlerde ve ne kadar izlediklerini tespit etmek gerekir.
 

Buna göre TV süresinin 1/3’ünü azaltmakla işe başlanabilir.
 

Haftada bir veya birkaç gün “TV seyretmeme günleri” belirlemeli ve yerine yapılabilecek çok cazip etkinlikler sunmak gerekir.
 

Mümkün olduğunca TV açılmamalıdır.
 

Sadece müzik dinlemek için TV açılmamalıdır bunun yerine müzik seti kullanılmalıdır.
 

Çocuğun odasına TV konulmamalıdır.
 

TV evin en çok kullanılan yerine konmamalıdır.
 

TV kapalı bir dolabın içine konulabilir böylece görünmediği için gözönünde olmayacaktır ve TV’nu izlemek aklına gelmeyecektir.
 

TV ceza veya ödül olarak kullanılmamalıdır. Çünkü bu şekilde TV’nun değerini daha da arttırmış oluruz.
 

Fazla ve uygun olmayan programları seyretmenin ne gibi sakıncaları olabileceği çocuğa anlatılmalıdır.
 

TV izlemenin dışında yapılabilecek farklı etkinlikler çocuklara önerilmelidir. Beraber alışverişe gitmek, kek pişirmek, arabayı yıkamak, çiçekleri sulamak, tamir yapmak, yürüyüş yapmak, bisiklete binmek, kitap okumak, saklambaç, borsa, kızma birader, bil bakalım kim?, amiral battı, tabu oyunlarını oynamak gibi. Bütün bu etkinlikler başta aile üyelerinin birbiriyle iletişimini sağlar. Aynı zamanda çocuklarda; sorumluluk ve kendine güven duygusunun gelişmesini, anne-babayı model alarak onlarla kendilerini özdeşleştirmelerini, bekleme ve yenilmeyi öğrenmelerini, dikkat süresinin uzamasını, el becerilerini geliştirmesini sağlar. 
 

www.iyibilgi.com

KAYNAKÇA:


1.ERTÜRK Yıldız Dilek-AKKOR GÜL Ayşen, “Çocuğunuzu Televizyona Teslim Etmeyin”, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2006.

2.ÖZTÜRK Hüseyin Emin, “Kişilik Gelişimi Açısından Çocuk ve Televizyon”, Beyan Yayınları, İstanbul, 2002.

3.ŞİRİN Mustafa Ruhi, “Televizyon Çocuk ve Aile”, İz Yayıncılık, İstanbul, 1998.

4.TÖNEL Adnan, “Uzaktan Kumandalı Çocuklar”, Hayykitap, İstanbul, 2007

Yetenek.com

Köşe Yazarları