Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Toplum: Siyaset, Gelecek

Toplumsal, siyasi sorunlar ve gelecek öngörülerine ilişkin yazılar...

Profesorler Ulkesi

14-Mart-2007
av. s. safi: Yakinlarda elime geçen bir araştırma, Türk insanın konuşma ve tartışma mevzu’nun en çok üç konuya endeksli olduğunu ortaya koymakta …

 

 

 

PROFESÖRLER ÜLKESİ

 av. s. safi

Yakinlarda elime geçen bir araştırma, Türk insanın konuşma ve tartışma mevzu’nun en çok üç konuya endeksli olduğunu ortaya koymakta  Bunlar önem sırasına göre;

1. Ekonomi

2. Din

3. Politika

Politikayı anladık diyelim. Çünkü politika, çoğunlukla ülke koşullarına göre politikacılar vasıtasıyla, sabahtan akşama spontan oluşmakta, gelişmekte ve değişmekte. Az çok gazete okuyup, televizyon haberlerinden de bir parça nasibini alan bir vatandaş, politika hususunda görüş ortaya koyup, politik tartısmalarda tezlerini savunabilir veya karşı tarafın tezlerini antitezlerle çürütebilir. Bunun için eskilerin tabiriyle “Allame-i Cihan” olmaya gerek yoktur.

Bu Fakirin anlamadığı, nasıl olur da Ekonomi ilmi hususunda nasibi olmamış ve dahi eline “Temel Ekomiye Giriş” kitabı bile geçmemiş, en fazla gazetelerin ekonomi sayfalarında sadece döviz kurları bölümüne göz atıp, sayfayı hızla çeviren bir insan, Türkiye veya Dünya ekonomisi hakkında yorumlarda bulunur ve tezler üretir? Acaba Türk insanının kaçta kaçı her hangi bir ekonomi kitabını baştan sona okumuştur? Veya herhangi bir yerden duyduğu bir ekonomi sözcüğünün anlamını merak edip internetin arama motorlarında aramıştır?

Buna rağmen insanımız aldımı sazı eline, Türkiye ve Dünya ekonomisi hususunda öyle şeyler söyler, öyle şeyler konusur ki, Ekonomi profesorleri böyle iddialı konusamazlar.

Aynı husus dini tartışmalarda da karşımıza çıkmakda.İnanan neye niçin inandığını, inanmayan ise neye niçin inanmadığını bilirse bir sorun yok. Ancak bir insan düşünün dine inanmadığını söyleyen.Ancak bugüne kadar bir din kitabı okumamış. Müslümanlığa karşı ama Kuran’ı Kerimi okumamış. Peygamberi beğenmiyor ama Peygamberin hayatını, sözlerini okumamış. Ömür boyu dine ve Peyganbere gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkamış ama tüm bu olgulara karşı çıkıyor.Yani iddiaları sadece sanıya dayanmakta. Tartışmalarda antitez tarafını savunuyor ancak daha tezi bilmiyor. Konusurken öylesine bilgiç konusuyor ki sanki Felsefe Profesorü!... İlahiyatcılarla hiç çekinmeden münazara edebilir. Sizce ülkemizde bu sekilde ne kadar vatandaşımız mevcut? Sizce bu davranış biçimi ne kadar saygıdeğer? İşin ilginç tarafı, böyleleriyle tartışanlar hiç uyarmıyorlar “ Kardeşim sen bunlar hakkinda ne biliyorsun,.ne kadar neyi okudun bir otur da dinle belki kendine faydası olur “diye…

Aynı şekilde, ülkemizde daha Kuran-ı Kerim-i bile okumadan, islam dini hususunda ahkam kesen bir o kadar vatandaşımız, ilahiyat profesorlerine bile taş çıkartarak, kendilerine son derece güvenli bir sekilde yorum yapıp, reformlara öncülük etmeye çalışıyorlar...

Hal böyle olunca ülkede Ekonomi, Felsefe, İlahiyat vs. profesörden geçilmiyor. Tabi bir araya gelince ne oluyor? Bol bol tartışma oluyor. Ortalikta tezler ve antitezlerden bol bir şey yok. Ancak senteze varabilmiş değiliz. Galiba ülkenin asıl sorunu bu ...

Milyonlarca diplomasız profesorün tartışmasından ne çıkar?

Koskoca bir hiç!

Tarihe geçecek mantıklı sentezler çıkacak değilya !...

 

 

Yetenek.com

Köşe Yazarları