Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Toplum: Siyaset, Gelecek

Toplumsal, siyasi sorunlar ve gelecek öngörülerine ilişkin yazılar...

İnsanlıktan nasipsiz öğretmenler…

5-Mart-2007
Canınızı sıkmayın. İnsanlık kalitesi oldukça yüksek yeni jenerasyon bir insan portföyü yetişmek üzere…


 

 

İnsanlıktan nasipsiz öğretmenler…

Prof. Dr. Osman Özsoy 

Adı Murat Kılıç. Başlangıçta İngiltere’ye gitme niyeti önce dil öğrenip ardından iyi bir üniversitede okumak iken, şartlar değişmiş ve iş hayatına atılmaya karar vermiş. Londra yakınlarındaki küçük bir kasabada lokanta işletmeye başlamış.

Gün gelmiş Flora adında Hıristiyan bir İngiliz bayanla tanışmış ve evlenmeye karar vermişler. Evlenirken aralarında bir prensip anlaşmasına varmışlar. Murat’ın en önemli isteği doğacak çocuklarını İslam inancı üzerine yetiştirmek olmuş. Bayan Flora’nın isteği de, benim dinime karışma yeter demiş.

Biri kız biri erkek iki çocukları olmuş Kılıç ailesinin. Evlilik öncesi anlaştıkları gibi İslam inancı üzerine yetiştirmeye başlamışlar çocuklarını. Anne Flora Hıristiyan olmasına rağmen kendi inancına ait hiçbir şeyi aşılamamış çocuklarına. Gün gelmiş kızları Zeynep okula başlamış. Bir gün derste, Zeynep’in Müslüman olduğunu öğrenen İngiliz öğretmen önce Hıristiyanlığın ne kadar mükemmel bir din olduğunu anlatmış. Akıllı insanların tercih ettiği dindir demiş. Ardından İslam’ı aşağılamış, aptalların dini olduğunu söylemiş. Peşinden sınıfa, “haydi bakalım Hıristiyan olanlar ellerini kaldırsın” demiş. Koca sınıfta sadece Zeynep kaldırmamış elini... Üstelik öğretmen, Zeynep’i arkadaşları arasında daha da ezmek istercesine bakışlarını ona çevirerek pis pis sırıtmış.

Okul çıkışı ağlayarak eve gelmiş Zeynep. Olanları bir Hıristiyan olan annesine anlatmış. Anne Flora evden fırladığı gibi okulda almış soluğu. Kızının karşılaştığı muameleden dolayı ortalığı ayağa kaldırmış. Çocuğunu dininden dolayı aşağılayan öğretmeni okul yönetimine şikâyet etmiş, gerekli mercilere konuyu ileteceğini söylemiş. Okul yönetiminin böyle bir şeyin yaşanmasına bir daha asla fırsat vermeyecekleri yönündeki teminatları üzerine kızını okuldan almaktan vazgeçmiş.

Dünyanın dört bir yanında Müslümanların inancından dolayı değişik şekillerde incitildiği bir dönemde yaklaşık bir ay önce Murat Kılıç’tan dinlediğim bu olayın sizlerin de canınızı sıktığını tahmin etmek güç değil. Bir vesile olsa da, bu olayı okuyucularımızla paylaşarak bir Hıristiyan annenin Müslüman kızının gururuyla oynanmasına verdiği tepkiyi sizlerle de paylaşmak için fırsat kollarken, Nokta dergisinin bu haftaki sayısında (Sayı: 18, 1–7 Mart 2007) okuduklarım can sıkıntımı ikiye katladı. Baktım ki insan kılıklı hayvanlar her ülkede var.

Ya buna ne demeli?

Dergi son sayısında 27 Mayıs darbecilerinin idam ettiği üç devlet adamından biri olan Hasan Polatkan’ın kızı Nilgün Polatkan’ın açıklamalarına yer vermiş. Babasının idamından bu yana ilk kez medyaya konuşan Nilgün Polatkan’ın sözlerini okurken, yukarıda bahsi geçen İngiliz öğretmene çok mu haksızlık ettim acaba diye düşünmeden edemedim.

Şöyle anlatıyor Nilgün Polatkan: “Öğretmenimiz rahatsızlandığından dolayı yerine bir vekil öğretmen geldi. Bana bir gün ‘Soyadın ne?’ diye sordu. ‘Polatkan’ dedim. ‘Baban ne iş yapıyor senin?’ diye sorunca ne diyeceğimi bilemedim. Öğretmen babamın idam edildiğini bildiği halde, ‘Baban şimdi nerde?’ diye ısrarla sormaya devam etti. Yani bana babamın mezarda olduğunu ve idam edildiğini arkadaşlarım arasında bana ısrarla söyletmek istedi. Bu yapılır mı altı yaşındaki çocuğa…”

Nilgün Polatkan’ın sözleri böyle. Okurken irkilmemek mümkün değil. Demokrat Parti’ye karşı bu ne öfkedir ki, acısı çocuklarından bile çıkarılmaya çalışılıyor diye düşündüm. Ben bu öfkenin yansımalarını günümüzde bile birçok tavırda hissediyorum. Kimilerinin alışageldikleri kanunsuz egemenlik alanları demokrasi icabı az da olsa kısıtlanmaya görsün, ya da milletin ensesinde boza pişirmeye alışmış olanların rant alanlarına ilişilmemiş olsun, hemen Demokrat Partililerin akıbetini hatırlatmak adet haline geldi bu ülkede…

Kılıç artıkları (!)

Dergide yer alan dosyalardan birinde, ülkemizde yaşayan gayri Müslim vatandaşlara yönelik kimi kendini bilmez yurttaşlarımızın yaptığı patavatsızlıklara da örnekler verilmiş. Cahil vatandaşların ki neyse de, bir öğretmenin sergilediği aşağıdaki tutuma ne demeli bilmiyorum.
Şabo Boyacı (35) adındaki bir Ermeni yurttaşımız anlatıyor: “Lisede okurken ismimin anlamını soran bir öğretmene açıklama yaptığımda ve Ermeni olduğumu söylediğimde, ‘Vay be, sizi demek hala bitirememişiz…’ babında bir cevap verdi.

Şimdi söyler misiniz Allah aşkına. 6 yaşındaki kıza babasının idam edildiğini söyletmek isteyen, bir başkasını milliyetinden dolayı aşağılayan kişinin insanlığından ne olur? Bu insanları öğretmen diye talebelerin karşısına dikmenin ne anlama geldiğini söylemeye gerek bile duymuyorum
Bir öğretmenin öncelikli görevi, dini, inancı, milliyeti, sosyal statüsü ne olursa olsun, sadece insan olduğu için başkalarına değer verilmesini öğretmektir. Bir arada yaşama kültürünü geliştirmek, ayrıştıran değil, birleştiren olmaktır. Aksi yönde bir davranışı mesleği ne olursa olsun, kim yaparsa yapsın kınanması gerekirken, öğretmenlerin arasından bu tür örneklerin çıkması durumu daha da vahim hale getirmektedir.

İlmine irfanına büyük saygı duyduğum, çok sayıda eseri yanında Kur’an meali de bulunan gazeteci yazar Ali Bulaç’a bir gün, “İslam olmak mı öncelikli gelir, insan olmak mı?” diye sorduğumda; “Elbette insan olmak. Eğer bir kişi insan gibi insan değilse onda İslam da durmaz ki…” demişti.
Yukarıdaki örneklere bakınca görüyoruz ki, dini milliyeti ne olursa olsun genel olarak insanlık kalitesinde ciddi bir mutasyon var. Dünyanın şu an yaşadığı sorunların başta gelen nedeni de bu. Sorunun kaynağını sadece belli ülke, millet veya din olarak görmek sağlıklı bir yaklaşım olmaz.

Canınızı sıkmayın. İnsanlık kalitesi oldukça yüksek yeni jenerasyon bir insan portföyü yetişmek üzere… Ve dahi bu yeni jenerasyon, şimdilerde dünyanın dört bir yanına da uzanmaya ve oralara da bu topraklara özgü insani değerleri çoktan taşımaya başladı bile.

Cennet asa bir yeryüzü çok da uzak değil…

Sabır… Az sabır…

 

Yetenek.com

Köşe Yazarları