Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Muhammed Bozdağ

Muhammed Bozdağ, Yazılar, Röportajlar, Duyurular, Açıklamalar, Haftanın Konusu...

Genç Yaklaşım: Bozdağ'dan gençliğe mesajlar

10-Ekim-2006
Genç Yaklaşım'dan Yakup Tutum'un yaptğı roportajda Bozdağ "Din öncelikle ahlaktır; en önemli ilahi emirlerden biri, 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' cümlesidir" diyor.


Yazar Muhammed Bozdağ ile söyleşi


 


Yakup TUTUM


 


* Kendi çevremdeki arkadaşlarıma baktığım zaman bir sorun görüyorum. Yaptığım küçük bir araştırma sonucunda bu sorunun genel olarak gençliğin büyük bir kesiminde olduğunu gördüm: Hedefsizlik... Liseyi bitirme seviyesine gelmiş bir genç, henüz ne yapacağını, hangi üniversitede okuyacağını, hangi mesleği seçeceğini... Bu yönde çalışmaları olan biri olarak neler söylersiniz gençliğe?


 


Dikkat ederseniz bütün başarı anlatımları hedefin önemine yapılan vurguyla başlar. Çünkü hedefsiz yön ve yönsüz yol yoktur. Ne yapmak istediğini belirlemeyen, boş işlerle gününü tüketir.


Her yetenek bir eğitimle kazanılır ve hedef belirleyebilmek de bir yetenektir. Bize okullarda çok şey öğretiyorlar da hedef belirlemeyi öğrenmek genellikle bize kalıyor.


Günümüz ortamı başarı yolculuğunun karşısına dikilen ciddi frenlere sahip. Televizyon icat oldu, eğlenceye hizmet ediyor. Bilgisayar icat oldu, bir çoğu oyunlarla, chatla, gereksiz ve faydasız biçimde kullanıyor bilgisayarı. Cep telefonu iletişimin yolu olmaktan çıktı, oyalayıcı mesaj ve dosya transferinin aracına dönüştü. Böyle bir ortama aniden giren genç akışa kapılırsa hedef belirleyemeden sürüklenip gider.


Çevreyle güle oynaya eğlenmek hoş da, yarın herkes kendi yolunda gidecek. Kimse başkasının yükünü çekmeyecek ve herkes kendi hayatının kaptanı olacak. O zaman ciddi ciddi bu konu üzerinde düşünmemiz lazım.


Gençlerin bir kısmı hedef denince, üniversite okuyacak mıyım, hangi mesleği seçeceğim gibi sorulara cevap arar. Hedefi yalnızca para kazanacakları meslek olarak görenler çok.  Oysa hedef çok büyük, geniş ve kapsamlı  bir olgudur. Nasıl bir kişiliğe sahip olacaksınız? Hangi ilişkileri kuracaksınız? Hangi yetenekleriniz olacak ve bunları nasıl geliştireceksiniz? Hayatınız boyunca ne üreteceksiniz ve topluma ne katacaksınız? Böyle soruları  düşünmek, gözlemlemek, notlar almak, detayları belirlemek ve günlük ajandamıza gelişmeleri aktarmak gerekir.


Yetenek ve donanım avcısı olmalıyız. Yeteneklerimizi ne kadar çeşitlendirirsek seçeneklerimiz, zekamız ve etkinliğimiz o kadar artar. Belki nihai mesleğimizi henüz bilmiyoruz; ama hangi kalite vasıflarına sahip olmamız gerektiğini öğrenip harekete geçebiliriz.  En keyifli eğlence insanın aklına, kalbine, zekasına, yeteneklerine yatırım yapmasıdır.


 


* Özellikle öğrenciler gelişimleri için neler yapabilir?


 


Kendilerine geliştirici bir çevre örerek işe başlayabilirler. Hangi kitaplar, hangi web siteleri, hangi arkadaşlar, hangi vakıflar, dernekler, hangi eğitimler gelişmeye yöneliktir, belirlemek gerekir. Sonra bu çevrelerle bağlantıların yollarını aramalıyız. İstikrarlı ilerleyebilmek için erdem, ahlâk ve nefis terbiyesi eğitimi kaçınılmazdır. Kalite bilincimizi geliştirmeliyiz. Zahmetine katlanarak eksik ve geliştirilmesi gereken yönlerimizi not etmeliyiz. İyi ve güçlü yanlarımızı yazmalıyız. Bu yönleri kullanarak neler yapabiliriz? Hayatta ne kadar eylem varsa o kadar başarı vardır.


Boş zaman bulanın sorunu hedefsizliktir. Hedeflerimiz hobilerimize dönüştüğünde boş zamanlarımızı onlara göre doldururuz ve eğlendirici çalışmalarımız olur. Bugün için bilgisayar müthiş bir bilgilenme, bilgi, sanat ve yetenek geliştirme alanları sunuyor bize. Bir çok genç tanıdım; okulunda öğrenmediği halde bilgisayar mühendisinden de öte sanatsal işler üretiyorlar.


 


* Üniversite okumak Türkiye şartlarında gerekli mi? Yeterli eğitim veriliyor mu?


 


Anadolu'nun bazı şehirlerinde çevre, eğitim, kültür ve girişimcilik cesareti sunmaz. Çevreyi kopyalamaktan kurtulmak ve farklı şeyler yapmak zordur. Bu açıdan üniversite bir çoğunun sıçrama kapısıdır. Ama diploma yeteneği ve başarıyı getirmez. Sıra dışı eserler üreten bir çok ünlü üniversite fırsatı bulamamıştır. Üniversiteye çok bel bağlamak da doğru değil. Genellikle üniversiteler hayata hazırlamıyorlar; bilgileri ezberleyip yüksek not almak başarı değil. O bilgiyi hayatta nerede ve neyi üretmek için kullanacaksınız? Önemli olan budur. Hayat size diplomanızı değil, ne üretebileceğinizi, kişiliğinizi, iletişiminizi, anlatım ve temsil becerinizi soruyor. Bunlar da okuldan değil, hayattan öğreniliyorlar genellikle. Öğretmen idealist değilse, okul sizden yüksek not istemekle kalıyor.


 


* Peki okulda asıl sorumluluk öğrencide mi?


 


Anne babalar, öğretmenler, sistem ve toplum olarak elbette gençlerimizin sorunlarına çözüm aramalı, ellerinden tutmalı ve yol göstermeliyiz. Ama, Türkiye'de başarı yollarına sürükleyen güçlü ve ortak bir kültür zayıflığı var. Herkes bir yol tutturmuş ve genellikle herkes aynı dar köprüden geçmeye zorlanıyor; herkese aynı hedefler sunuluyor. Oysa insan sayısı kadar hedef alternatifi vardır ve genç kendi eğilimlerini, yeteneklerini fark ederek hareket etme sorumluluğunu üstlenmelidir. Siz üzerinize düşeni yapmazsanız kimsenin size faydası olmaz. İsteyen olacak ki yol gösteren olsun. Bu açıdan en büyük sorumluluk öğrencide. Belirleyeceği kendi hayatıdır. Sürüklenip kalabalıkta kaybolmak  istemiyorsa, oturup ne yapıyorum, bu yol beni nereye vardıracak, başka ne yapabilirim diye düşünmeli ve arayış içerisinde olmalıdır.


 


* Lise okuyan bir genç niçin üniversiteyi düşünmeli?


 


Bizde mesleki yönelim yüzde seksen üniversite sonrasına odaklıdır. Batıda ise yüzde yetmiş mesleki yönelim lisede sağlanır. Kimileri erken yola çıkar, uzun yıllarını okullarda harcamaksızın hemen bir sanata, mesleğe ve yeteneğe tutunur, yol alır. Bakarsınız ki atı alan Üsküdar'ı geçmiştir. Öğrenim lazım, ama eğitim ve yetenek daha çok lazım. Lise en önemli meslekî sıçrama noktasıdır. En büyük karar aşamasıdır. Bu yıllarda derslerle birlikte geleceğe yönelik planlarımızı da iyi düşünme ihtiyacındayız. Üniversite hayata tutunmanın tek yolu değil, yeter ki insan öğrenmek istesin.


 


* Müslüman kesimin yakından tanıdığı bir yazarsınız. Sizce ideal bir Müslüman genç nasıl olmalı?


 


Dinimiz bize başarının ve üstünlüğün yollarını en güzel biçimde öğretmiştir. Öncelikle din ahlaktır; en önemli ilahi emirlerden biri, 'Emrolunduğun gibi dosdoğru ol' cümlesidir. Doğruluk ahlakî ilişkilerde, ticarette, huzurda ve her yerde bizi başarıya taşıyacak en önemli ilkedir. Üstünlük de takva iledir. Yalan dolandan, gayrimeşru işlerden, kul hakkından, kibirden, bencillikten çekinen insanın uzun vadeli başarısını kimse engelleyemez. Ayrıca huzurlu da yaşar. Aldatmaya dayalı başarılar kısa dönemlidir ve balon gibi söner.


Cahillik, tembellik ve ilgisizlik bir Müslümana uygun değildir. 'Yaratan Rabbinin adıyla oku' emrini veren bir dine inanıyoruz; peki günde kaç sayfa okuyoruz? Yüce Allah Peygamberine (asm), 'Bir işi bitirince hemen diğerine koyul' emrini veriyor. Peki bir işi bitirirken oyalanıyor, bitince yan gelip yatıyor muyuz?  Bu fani ve hızla geçen hayatta hoşseda bırakabilmek ve sonsuzluğa yüksek bir erdem hazırlamak için çabalamalıyız. Zihnimiz boş ve gereksiz hayallerle değil, ideallerimizle ve hedeflerimizle yoğrulmalıdır.


Bilinçli ve sistemli çalışmazsak dostlukları kaybederiz, fırsatlar uzaklaşırlar, gücümüzü yitiririz, zayıf ve muhtaç hale düşeriz.


Kişisel gelişimciliğin kimi içi boş sloganları da bizi yanıltmamalıdır. Tek hedefi madde olan insanlar dengeli başarıya ulaşamazlar. Kader var ve insan yaratan değildir. İçten dualara muhtacız; ama Yaratan dualarımıza ulaşmak için çaba göstermemizi de bekler. Başarının hap gibi yutulacak ucuz bir yolu yoktur.


İdeal bir Müslüman genç kendini maddi ve manevi yönden geliştirmelidir. Manevi yön, ahlak, erdem, dengeli kişilik, saygınlık, temizlik, sorumluluk bilinci, saygı gibi unsurları içerir. Maddi yönse, zeka, etkili yazma, konuşma, davranma, iletişim kurma ve benzeri becerileri kapsar. İdeal Müslüman iyi yemek pişirmesini de, araba kullanmasını da, bilgisayar kullanmasını da, yani hayatın önüne koyduğu her türlü yeteneği de kavrayıp geliştirme açlığındaki gençtir. Allah kendini yeteneklerle donatmak isteyen her insana yeteri kadar zaman ve zeka sunmuştur. Fırsatlar da içtenlikle arayanlara tanıştırılır.
Yetenek.com

Köşe Yazarları