Sevgi Zekası: Öz sevgi

İnsan çevresindeki karanlıklara değil, hayallerindeki aydınlıklara gidiyor. İçinizdeki şükür ve kanaat, yüzünüzde nura ve süknete dönüşür.

Dr. Muhammed Bozdağ

Rumuz:
Şifre:
Site İçi Arama:
Flash Player yüklemek için tıklayın

Muhammed Bozdağ

Muhammed Bozdağ, Yazılar, Röportajlar, Duyurular, Açıklamalar, Haftanın Konusu...

İçine tıkıldığımız barajda boğulacak mıyız?

29-Aralık-2013
2012 yılının ortalarıydı galiba. Rüyada milletimizi görüyorum. Bütün milletimiz çıplak bir vadinin çukurunda kurulan barajın içerisine tıkılmış.
İçine tıkıldığımız barajda boğulacak mıyız?

2012 yılının ortalarıydı galiba. Rüyada milletimizi görüyorum. Bütün milletimiz çıplak bir vadinin çukurunda kurulan barajın içerisine tıkılmış. Barajın dışında kayalar ve ufak tefek makiler var. Kaçılabilecek hiçbir yol yok. Barajın çevresini gözlemek için de düşman helikopterleri tepede dolaşıyor. Lakin millet o güneşin altında tepkisizce duruyor. Kimsenin nasıl bir belanın yaklaştığı umurunda değil. Ben kaçmaya, gizlenmeye çalışıyorum ve bir yandan da düşünüyorum. Birazdan bütün bu millet acıkacak. Çaresizlik içinde birbirlerini yiyecekler, kırılıp gidecekler. O korkunç mücadele içerisinde uyanıyorum.

Böyle rüyalarımdan bazılarını kendimi tutamayarak anlattım burada! Her şey güllük gülistanlıkken bu da neyin nesi diyecekler. Bu rüyayı bugün anlatmama gelince… Nasıl ele geçirildiğimizi bilenler biliyor ve buraya Kuran’dan uzaklaşarak adım adım hep beraber geldik. Bu duruma gelmemizden ise neredeyse dindar, ehli dünya hepimiz sorumluyuz.

Şimdi o mahşeri kalabalığa birbiri ardına ateşler çakılıyor. Çıkarılan fırtınalarda dalgalanıyoruz. Biz birbirimizi boğmadığımız sürece tepemizdeki helikopterler bizi yok edemez. Her türlü düşmanlık altyapısı içimize ekilmiş durumdadır. Can ciğer öz kardeşten öte kardeş olması gereken Müminlerin bile birbiriyle boğuşabildiklerini son birkaç günde gözlerinizle gördünüz. Hayır, hala güvenlikte değiliz. Dalgalı denizin ortasındayız. Herşeyimiz ortada ve kendimizi savunacak güce de kavuşamadık. Kimse güç gösterisinde bulunmasın. Kimse haklılık kibriyle hareket etmesin. Burada boğuşanların gücü sadece birbirine yeter, kardeşlerini diri diri yaktıranlara bu haliyle gücümüz yetemez. Bu gemiyi yanlış yapanlar yüzünden batırdığımızda doğru yapanları da boğarız. Allah bizi geldiği zaman zalimlerle kalmayan, mazlumları da yakacak olan fitneden men etmedi mi?

Dünyada Müslümanların halini araştırsanız parçalanmış cesetler, yakılmış mazlumlar, feci felaketler görüyorsunuz. Müslümanların yok edilmeye azmedildiği bu çağın son sığınağındayız. Uzaklarda sahipsizce inleyen mazlum kardeşlerimiz şahlanışımızı beklerken silinip gidersek, arkası tepetakla kıyamet demektir.

Şimdiye kadar hesapsızca konuşmamızın, yüce Kitabımızın emirlerini çiğnememizin bedelini ödemedik. Belki birçoğu kişisel hayatında evliya gibi dindar, ama camia tarafgirliği yüzünden herkes tarafının günahlarını hikmeti vardır düşüncesiyle hoş görüyor. İçeriye sokulan hak suretinde fitneci ajanların tuzağına düşebileceğini düşünmüyor. Bugün toplumun büyük bir kesiminin Allah’ın adıyla etiketlenmekten çekinir hale gelmesinde Müminlere de elbette bedel düşecek.

Ancak kurtulabiliriz. Milletler kaderin kahrına mahkûm değildir. Hz. Yunus’un (as) kavminin tövbesini kabul edip belasını durduran Allah bize son ana kadar tövbe kapısını açık tutar. Önümüzdeki bir yıl en kritik dönemimizdir. Azimle fitneden kaçınır ve o yürekten tövbeyi başarabilirsek, inşallah üzerimize kurtuluş güneşi doğar. Unutmayalım, milletlerin kaderini layıklarına göre Allah çizer, insanlar değil. Dr. Muhammed Bozdağ
Yetenek.com

Köşe Yazarları